22 Temmuz 2010 Perşembe

Galatasaray 0-1 Fenerbahçe; Dost olmayı 14 yılda bir bile becerememek


Başlık uzun, mazur görün. Fakat başka ne yazabilirdim ki? Maçın oynanacağını duyduğum ilk gün sevinmiştim. Böyle bir organizasyonun olacak olması iki kulüp açısından da önemliydi. Maçı izlerken taraftar gözüyle değil, taraf(tar)sız gözle izledim. Yapmam gerekendi bu, çünkü adı "Dostluk (!) Maçı". Sahaya çıkan kadrolara bakıyorum ve Fenerbahçe'nin ne kadar önem verdiğini görüyorum. Haklılar çünkü hazırlık maçlarındaki kötü performansı affettirmek yine Sarı-Kırmızı'yı devirmeye bakıyor. Başarabildiler, yeri geldi sert oynadılar, yeri geldi kapandılar, yeri geldi vs. vs. Klasik bir lig maçı gibi futbol sergilediler ve affetirdiler.

Maç o kadar dostluk havasından uzaktı ki; hakem bir ara maçı tatil edecek sandım. Türkiye'deki şampiyonluk maçlarında dahi yapılmayan anonslar, görülmeyen hakem kararları oldu nerdeyse. Futbol ülkemizde gelişmeye çalışıyor ama biz onun kafasına inatla bastırıyoruz, büyümeyeceksin diyoruz. Türk her yerde Türk'tür, Türk taraftar da öyle. Hakem demiş ya; "Ben Almanya'daki maçlarda böyle birşey görmedim" diye. Görmez tabi, adamlar medeni. Holiganı bile medeni, nasıl maç izleneceğini biliyor, en azından dostluk maçı nasıl izlenir onu biliyor.

Bu maçın bir öncekisi 14 yıl önce oynanmış. Siz insanlara bu dostluk maçı havasını 14 yılda bir yaşatırsanız insanlar da 14 yılda bir idrak aşaması geçirir. Yani kısa dönemde tamamlanacak şeyi biz 14 yılda bir yapa yapa kim bilir daha kaç yüzyıl bekleriz. Demek istediğim şu ki; taraftarı bile doğru düzgün suçlayasım gelmiyor ama hata varsa herkesin vardır.

Çok fazla şey söylemek istiyorum ama bir yazıya sıkıştırıp boğmayayım okuyanı. Son bir not da Galatasaray'a düşeyim; herkes beğenmiş de niyeyse benim içime bir türlü sinmiyor bugünkü futbol.

1 yorum:

FAHReyis dedi ki...

14 yılda dostluğu becermek desek ?