Son #8 ; Uruguay (5)1-1(3) Gana; Kaderini "elleriyle" çizenler

İnsanlar kendi kaderlerini kendileri belirler derler. İnancım tamdır buna, öyle bir gün yaşadım ki açıkçası iki maçı da yazmak istiyordum. Anlatacak çok şey var, her iki maç için de. Birşeyler de yarı finaldeki Hollanda-Uruguay eşleşmesi için söylenmeli ama ben bu müthiş günün, müthiş gecesine biraz değineyim. Sevgili Muhammet Gülhan, nam-ı diğer Mamy, kısacası blog arkadaşım, Uruguay - Kore maçından sonra demişti ki "Fark yaratan oyuncular vardır" diye, o kişi de Suarez'di. Farkı yaratan adamdı, attığı iki golle hem de. Bugün de böyle oldu, farkı yaratan adam oldu. Koskoca 90 dakikanın, ilk 25 dakikası ve 45-60 arasında baskın olabilen, hem de 120 dakikalık bir maçtan çıkıp gelmiş olan Gana karşısında, bir takım vardı sahada. Gana'nın oynadığı futbol alkışı hakedecek cinsten. Devre arasında Rıdvan Dilmen demişti ki; " kaybedecek birşeyleri olmadığını bildikleri için bu kadar rahatlar" diye, ne yalan söyleyeyim çok hak vermiştim. Gana yapabileceğinin en iyisini yaptı, daha fazlasını da yapabilirdi. Karşılarındaki takım öylesine bir savunma anlayışına sahip ki rakibe inanılmaz bir kapalı alan oluşturuyor. Ama Gana buna çözümü çok güzel bulmuştu, yan toplarla rakibi çok zorladılar. Yan toptan gelen kaç pozisyon vardı hatırlamıyorum bile. Lugano ve Godin eksikliği de çok önemliydi Uruguay adına.

Her neyse; aslında değinmek istediğim bir adam var, Luis Suarez. Bir futbolcunun egoistlik düzeyinin tavanında bu adam. Pozisyona girdi mi vurmasa sanki bunu vuracaklar. Çok pozisyon sayabilirim; Kingson'ın çıkardığı iki pozisyon, boş kaleye dışarıya attığı şutu, kafa vuruşu var bir de. Hepsinde arkadaşlarına daha rahat pozisyonlar bırakabilecekken kendi vurmayı tercih ederek belki de yarı final maçından oldu. Ama bunca bencilliğine rağmen maçın 120. dakikasında yaptıkları sanırım futbolun bana keyfini en çok yaşatan görüntülerdi. Önce Appiah'ın şutunu müthiş bir şekilde çıkaran, ardından da gelen pozisyonda -emin değilim ama kafasıyla dahi çıkarabilecek gibi gördüm- elleriyle topu savuşturan bir adamdı o. Herşeyi göze almıştı, göreceği kırmızı kartı, penaltı sonrası alacağı eleştirileri. Düşünüyorum da başka çaresi yok gibiydi, bıraksa zaten elenmeyecekler miydi? Şansını denedi belki de, belki de çok iyi bir refleks gösterdi. Bilemiyorum ama o an zamanı durdursalar, önüne iki şık koysalar, "ya elinle keseceksin herşeyi göze alıp ya da gole izin vereceksin" deseler sanırım ilkini seçerdi yine.

Penaltı sonrası Luis ağlarken kafamda dolaşan bir düşünce penaltı sonrası gerçekleşince çok şaşırdım. Nedendir bilmiyorum, kaçıracağını düşündüm Gyan'ın. Hem de Gyan'ın, Gana'nın Dünya Kupalarında attığı 3 penaltının 3'ünü de gole çeviren adamın kaçıracağını düşündüm. Kaçırdı, ağladı, diğer taraftaki kahramanımız da havalardaydı. Futbol garip bir oyun, bu da en güzel örneği işte. Uruguay'ın kaderini çizen sadece iki tane "el"di. Olmadık bir şekilde gelen galibiyet, Uruguay'a yarı finali gösterdi ama ötesi onlara hayal bence. Hollanda bu moralle bırakır mı, sanmıyorum.

Bitirmeden önce bir flashback de kendimle ilgili yapayım. Hollanda-Danimarka maçı sonrası demiştim ki;

"Kim bilir belki de turnuvanın sonunda 'Şampiyon Hollanda' diye başlık atarım."

Çok mu uzağım bu başlığa acaba, topu topu iki maç, ama ne iki maç !

Yorumlar

Popüler Yayınlar