22 Temmuz 2010 Perşembe

Biri Rijkaard'a anlatmalı...


Dünkü maçtan önce çok ümitliydim, sezon öncesi hazırlık maçında Fenerbahçe'yle oynayacağız ve kazanmak sevindirici olurdu. Fakat Rijkaard'ın çıkardığı kadroyu görünce çok ciddiye aldığımı düşündüm önce. Sonra mı, sonra da Rijkaard'ın Neeskens'le diyalogunu kurdum kafamda.

Rijkaard: Hey, Johan, yarın kimleri oynatalım?

Neeskens: Hazırlık maçı sonuçta, şu şu isimler iyi.

Rijkaard: Evet, ben de öyle düşünmüştüm.

Buraya kadar böyle olması normal, adam mantıklı olarak bir dostluk maçına da derbi havasında hazırlanacak değil. Ama bizim ülkemizde böyle mi? Asla, maçı taraftarın ve oyuncuların nasıl ciddiye aldığını sahada gördük. Sonrasında;

Rijkaard: Hey, Johan, galiba biz yanlış yaptık, baksana nasıl bir kadro var karşımızda. Taraftara , oyunculara bak.

Neeskens: Lanet olsun, haklısın dostum.

Bu konuşmaların olması garip değil, garip olan işin bu denli ciddi olması. Dün yazmıştım 14 yılda bir bile dostça oynayamıyoruz diye. Öyle tabii, Rijkaard soyunma odasına girince durumun ciddiyetini ilk devrede kavramış olacak ki Neeskens ile bir diyalog daha yaşamış.

Rijkaard: Bütün asları sahaya sürmeliyiz.

Neeskens: Haklısın.

Rijkaard: Büyük hata yaptık.

Neeskens: Büyütme gözünde, bize anlatan olmadı ki.

Bunları da doğal karşılarım ben, adam ne yapsın. Anlatan olmamış ki adama. Neeskens haklı, birisi onlara anlatmalıydı. Sonra ikinci yarı başlar, oyuncular değişir ve maçın ortasında yapılan bir değişiklikten sonra Rijkaard tekrar şaşırır.

Rijkaard: Hey, Johan, baksana tabela yok, biz çok mu ciddiye aldık bir an, çözemedim.

Neeskens: Olabilir, diğer hazırlık maçları bile daha ciddiydi.

Adamlar yine haklı, kariyerleri boyunca sanırım bunu bir tek futbola başladıkları kulübün alt yapısında görmüşlerdir. Çünkü geçenlerde izlediğim 74 finalinde en kötü ihtimalle adamın elinde bir tabela vardı. Işıklısını da geçtim. Bu dakikadan sonra yapılan değişiklikler öncesi replikleri de yazmayayım. Klasik şeyler, yani maç öncesindeki konuşmalara dönülür. Rıdvan maçtan sonra bu durumu eleştiriyor, önce böyle kadro, sonra bir anda as kadro falan diye. Hadi ordan dedim içimden, adama gidip sen anlattın sanki bunların arasında "Dostluk Maçı" oynanamaz diye.

Biri Rijkaard'a anlatmalı, ama kim? Adnan Sezgin mi, Haldun Üstünel mi? Adam iki yıldır burada ve garibimi suçlayamıyorum bile. Dostluğu en iyi bilecek adamlardan biri olduğuna eminim, çünkü onun (onların) profesyonelliği, saygın duruşu kolay kolay kazanılabilecek bir şey değil. Bunu başarmış bir adama da amatörlüğü anlatmak gerek. İşte bu yüzden Rijkaard bizim ülkemize 3 beden büyük, biz amatör ruhla oynamayı seviyoruz. Sisteme bağlı değil, yüreğe bağlı oynuyoruz. Bütün bir sezonu da böyle geçirdik biz, belki böyle geçireceğimiz koca bir sezon daha bizi bekliyor.

1 yorum:

Rolmin Maminov dedi ki...

Hahahahah. Son zamanlarda okuduğum en iyi yazılarından. Eline sağlık dostum.