12 Ağustos 2010 Perşembe

10 lira değil, 100 lira, 1000 lira...



Maça giderken "Ben Arda'yı izlemeye gidiyorum" dedim. Onun içindi 10 lira. Saraçoğlu'na ilk defa gittim. Bir kaçta olay yaşadık. Onlardan kısaca bahsedeceğim. Ama yazımın asıl amacı olan Arda'ya bol bol değinmek istiyorum...

İftarı nefis küçük ve tatlı dürümcüde açtıktan sonra stada koyulduk. Girdik içeri. 10 dakika vardı maçın başlamasına. Fenerbahçeli gruplar bir yerde toplanmıştı Türk Telekom tribününde. Tuncay ile hasret gidiyorlardı. Daha sonra Emre, Volkan diye gitti. Her neyse maç başladı ve bitiş düdüğüne kadar gözlerim 14 numaralının üzerindeydi. İlk yarı kanatta çok top alamadı çünkü organize olamayan bir orta sahamız sahadaydı. Aurelio - Emre - Nuri üçlüsünden kuruluydu. Yapmak istenilen şeyler bir türlü gerçekleşmiyordu. Galatasaray'ın geçen sezon oyunu geldi aklıma. Seri paslarla çıkamadıkça top Hakan ve Servet'in ayaklarıyla sağa sola dönüyordu. Bu pasları rakip sahada yapamadık. İlk yarı çok pasif bir takım vardı sahada. Emre, Arda ve Gökhan fena değillerdi.


İkinci yarı Hiddink oyunu çok iyi okudu ve doğru hamleler yaptı. Arda ortaya geçti, Aurelio ve Nuri'nin yerine Kazım ve Tuncay'ı aldı. İleri üçlü böylece Tuncay - Kazım ve Hamit'ten oluştu. Doğru hamle ise Arda'nın ortada olmasıydı. Böylece daha çok topla buluşacaktı. Takımın yaratıcı olamama sorunu top Arda'nın ayaklarına geldiğinde sona eriyordu. Aynen şöyle dedim: "Arda varsa atak yaparız, yoksa organize olamayız." Emre - Arda ortada iyi anlaşmaya başladılar. Adam yazacak beyler, dedim. Önce sağ ayağıyla çekti, sol ayağıyla bamladı kaleyi. Çok sinir bozucuydu. Şut değil tabii o üst direk! Derken sonra sağ ayaktan nefis bir top belirdi Gökhan'a. Koşu enfesti, pasta öyle. Arda farkı yine yarattı. Penaltıyla alakası olmayan bir pozisyonla öne geçtik. Arda durmadı, hislerime tercüman olacaktı. Arda için her zaman şunu söylerim. Topu al ve sol açığa bırak. Farkı zaten o yaratır. Arda aldı gidiyor derken tribün "vuuuuuur" diye bağırdı. Arda vurdu, ama ne vurdu! Kadıköy'de ilk golünü attı ama milli formayla! Nefis bir goldü. Muhteşem bir vuruştu. Arda 10 dakikada c4 bombayı kurdu ve "Görev tamamlandı" dedi sanki. Hiddink Arda'yı alkışlattı ama bana pek samimi gelmedi tribünler. Yalnız golden sonra nasıl kudurduğumu, arkadaşıma nasıl tokat attığımı bile hatırlamıyorum. Arda için değil 10 lira, 100 lira feda olsun. Maraton alt tribünde bir kızın herkes susarken nasıl Arda diye çığlık attığını tahmin bile edemezsiniz...


Türk Telekom tribününde iki olay yaşandı. Kavga çıktı. Görevliler ayırmaya çalıştı. Çoğu t-shirtlerini çıkarmış çıplak, elinde sigarayla stada gelmiş ergenlerdi. Milli maçta neden, ne için kavga edersiniz ki? "Ayağa kalkmayan Cimbomlu olsun" tezahüratları Milli maçta olmadı. Onun dışında güzeldi stad, zemin ve atmosfer.

Böyle ilginç bir gündü işte. Arda'yı izlemek gerçekten keyifliydi. Hayır tabii ki ilk izleyişim değil. Ama her izlerken futbolun orgazmını yaşatıyor bana. Teşekkürler adamım...

2 yorum:

yiğit yılmaz dedi ki...

Bir daha bekleriz Kadıköy'e. Mesela 9.Hafta :)

Rolmin Maminov dedi ki...

@yiğit yılmaz

Bunun bu maçla ne alakası var anlayamadım? :)