23 Haziran 2011 Perşembe

Coşkun Özarı



"Alo, Jakop sen misin? Aaa Hayko... Alo Hayko duyuyor musun beni? Bir çift 9 paund 36 numaralı siyah bir ayakkabı gönder. Evet, çok iyi bir müşterimiz için. Fakat 2-3 güne kadar elimize gelmeli, tamam mı?"

Telefonla konuşan bu adam, Coşkun Özarı'dan başkası değil. Bazen çamurlu, bazen sert toprak, arada sırada yeşil olan futbol sahalarından çıkma Coşkun Özarı. Mekanı cennet olsun. Onunla ilgili arşivde ilginç bir anıya rastladım...

Futbolu bıraktıktan sonra bir kadın ayakkabı dükkanı açan Coşkun Özarı, bundan duyduğu memnuniyeti dile getiriyor. "Hanımlara hizmet etmenin zevkli birşey olduğunu daha önceden bilseydim, inanın, kramponlu ayakkabılarla bu kadar uğraşmaz, şimdike işime daha önce girerdim." Bu dönemde Coşkun Özarı ile muhabbet eden bir gazeteci, merakını gizleyemeyerek soruyor. "Sizi kramponlu ayakkabılar dünyasından çekerek bayan ayakkabıları satmaya iten olay nedir?" Altı kapalı cevaplıyor Özarı "Galatasaraylıların yuh'larıdır." Coşkun Özarı açıyor: "Oyuncu olarak 15 yılımı verdiğim Galatasaray'a, daha sonra başantrenör oldum. Antrenörlük yaptığım dört yıl Galatasaray üst üste şampiyon oldu. Hatta bir kez hem lig hem de kupa şampiyonluğu olmaz üzere takımım çifte şampiyonluk yaşadı. Fakat beşinci yıl, Galatasaray ligdeki ikinci maçında beraberlik alınca, tribündeki tüm Galatasaraylılar bana "yuh" çekmeye başladılar. Takımıma 15 yıl oyuncu olarak, 4 yıl da antrenör olarak yaptığım hizmetler, bir beraberlik sonucu karşılığında unutulmuş, taraftarımızın yuhalamalarının hedefi oluvermiştim birden..." Ve ekliyor. "Bizim iş de en az futbol kadar yorucudur fakat futbol gibi asla nankör değildir."


Futbol kramponlarından kadın ayakkabıcılığına: Coşkun Özarı


Coşkun Özarı, bir müşteri ile ilgileniyor


Coşkun Özarı, Metin Oktay ile bir yemekte



Galatasaray başkanı Selahattin Beyazıt, Coşkun Özarı ile konuşurken



Coşkun Özarı, menajerlik görevini Derwall ve yöneticilerle yediği yemekten sonra bıraktı


Coşkun Özarı, Baba Gündüz ile bir maçta

Hiç yorum yok: