24 Ocak 2011 Pazartesi

Hey You

Hey sen, ışığı gizlemelerine izin verme
Savaşmadan pes etme
Hey sen, bana taşı taşımamda yardım eder miydin?
Aç kalbini, eve geliyorum...


Dün Türk Telekom Arena'ya ilk kez gitme fırsatı buldum. İlk başta bir soğukluk hissetim. Ali Sami Yen'i bu kadar benimsemiş bir taraftarken bunların olması elbette doğal karşılanacaktır. Önce günün içinden bahsedelim. GSCimbom ile keyifli bir halı saha zirvesinden sonra stadın yollarına koyulduk. Metro duraklarında 3-4 insanın sigara yaktıklarını gördüm. Daha sonra stada ulaştık. İzleyeceğimiz bölümleri ararken epeyce zorlandık, bunun nedeni stadın dışa doğru geniş bir yol üzerine kurulmuş olmasıydı. Bu, yaklaşık 10 dakikamızı aldı. Girişte ilk gördüğüm alan Ali Sami Yen tabiriyle Kapalı tribün. Belli yerlerin boşluğunda stad tamamen dolu görünüyordu. Bir lig maçında yapılan ilk 3'lü böylece arşivimde yerini aldı.



Koltuğunuza oturduğunuzda stad ile ilgili ilk söylenebilecek şey harika görüş açısına sahip olduğu. Nereden izlerseniz izleyin müthiş bir bakış açısı var. Bir de maçtan önce GSCimbom forumundan Halit ağabey açılış maçına gittiği için bir kaç bilgi verdi. Bunlardan biri stadda koltuğa ilk oturduğunuzda hava gayet normal gibi görünse de maç başladıktan sonra "Biri pencereyi açmış gibi üşüyorsun." dedi. Öyle oldu


Maça biraz geç girdiğimden dolayı kadroları bilmiyordum. Sabri'nin önünde oynayan 25 numaralı oyuncuyunun Yekta olduğunu görünce epeyce şaşırdım. Sadece iki antrenmana çıkmıştı takımla. Stancu ise yedeklerdeydi.

Maçın başlarında Sivasspor bireysel beceriyle Galatasaray ceza alanına girdi ama sonuçsuzdu. Hagi bundan önce alınan mağlubiyetlerden sonra "Bu takım benim takımımı değil." demişti. Söyleyebileceğim tek şey sahada rahat futbolcu yok ve bunu Hagi başarıyor.

Daha önce Galatasaray'ın en çok çektiği sorunun kurduğu baskının ardından yediği goller diye yazmıştım. Ankaragücü, Manisaspor, Beşiktaş maçlarının hepsinde bu böyle oldu. Takım baskının ardından sürekli düştü, basit bir hatayla ya da bir adam kaçırmayla birlikte kalesinde golleri gördü. Bugün girdiği bir kaç pozisyonun ardından "Şimdi golü yer." dedim ama hiç olmadı... Sahada disiplin açıkca görülüyordu.

Transferlerden bahsedelim biraz. Frank Rijkaard'ın en büyük sorunu kemik bir yapı oturtamamasıydı. Bu biraz kendi ile alakalı, biraz da şansızlıkla. Transferler takıma katıldıktan sonra uzun süre sakatlanan Çağlar'ın ve ardından iki aylık sakatlık geçiren Mehmet Batdal'ın durumunu en iyi bu şekilde açıklayabiliriz. Bununla birlikte Rijkaard'ın Cana ve Pino'yu belli aralıklarda kullanması ve takımına oturtamaması ciddi sıkıntı olarak görülüyordu. Misimovic ise takımı tanımaya çalışıyordu.

Hagi dün devre arasında yaptığı dört transferden üçünü 11'de sahaya sürdü: Kazım, Culio ve Yekta. Culio belli aralıklarda oyundan düşse de genel olarak dayanıklıydı. Yekta sahanın en iyilerindendi. Kazım ise çok pasif kaldı. Oyuna daha sonra giren Stancu ise iyi işler yaptı.

Lucas Neill ve Harry Kewell'ın Asya kupasında bulunmasından dolayı Hagi, Servet-Cana tandemini bozmadı. Cana o mevkide müthiş işler yapıyor, topu oyuna sokuyor, vücudunu iyi kullanıyor ve oyunu basit oynuyor. Teke tek kaldığı bir pozisyonda vücudunu kullanarak topun takıma geçmesini sağladıktan sonra taraftara dönüp iki elini birleştirmesi onun ne kadar hırslı olduğunu göstermiyor mu? Geçtiğimiz haftalarda eski bir Galatasaraylı ağabey ile bunun kıyaslamasını yapmıştım. O bana Topal'dan fazlası ne? diye sordu. Ben Topal'ın basit oynama konusunda sıkıntıları olduğunu söyledim. -Cana'nın böyle bir sorunu olmadığından dolayı özellikle stoper mevkisinde de müthiş işler yaptığını da görüyoruz- Ama en önemlisi şuydu: Cana takıma artı bir kimlik kazandırıyor ve bu, böyle bir ülkenin futbol anlayışında çok önemli bir detay olarak görünüyor...

Peki sonrası? Servet'in Türk Telekom Arena'da ilk golü atması? Galatasaray taraftarının üzerinden iki ay geçmeyen ıslıkları? Çıkışta yaşanan İETT geçiş sorunu ve 6 dakikada bir geçen metro? Staddan eve süren 3 saatlik yolculuk? Bir taraftarın "Ali Sami Yen'in bokunu yiyeyim" demesi? Galatasaray'ın istikrarı? Hepsi soru işareti. Ama Hagi diyor ya "Galatasaray'ın olduğu herşey güzel" İşte bu...

Hiç yorum yok: