12 Aralık 2012 Çarşamba

Galatasaray'la ilgili notlar

*Galatasaray bu yıl inişli çıkışlı pek çok maç yaşadı. Ama şimdiye kadar genel olarak iyi futbol oynamadı. Fatih Terim bir dönem savunma hatalarından çokca yakınarak "Bütün golleri biz atıyoruz" şeklinde demeç veriyor ve şansızlığa dem vuruyordu ancak bir süreden sonra artık rakipleri tebrik etmeye başladı, yani bu fikri değişti. Çünkü şans diye birşeyin olduğuna aslında kendisinin de inanmadığını biliyoruz. Bunu sadece birileri ona hatırlattı.

*Geçtiğimiz yıl Terim, doğru oyuncuları seçti. Transferde isabet oranı %90'ın üzerindeydi. Yalnızca Yiğit, Kazım gibi isimler hayal kırıklığı oldu. Bu yıl transferlerden Umut ve Burak iyi iş yapıyor, gol atıyor. Ancak Galatasaray bu iki forvetle hücum presini unuttu. Hücum iyi pres yapmayınca, orta saha da görevini yerine geriremez oldu. Umut çok koşuyor diyorlar, ancak yapmış olduğu şey bana göre boş bir koşudan ibaret. Elbette çabalaması güzel birşey.

*Burak'ın geçtiğimiz yıla göre artıları var. Artık çok kafa golü atıyor. Sağ atıyor, sol atıyor. Ancak oyuna katkı anlamında yine sıkıntıları var. Top kontrolü çok zayıf, top sürerken başarılı değil, ani kararları yanlış verebiliyor. Bu nedenle hücumda top oynayamıyor Galatasaray. Umut da keza Galatatasaray'ın ileride top tutmasını sağlayabilecek bir oyuncu değil. Galatasaray topa sahip oluyor gibi görünebilir ancak pozisyon üretmede takımın ne derece sıkıntıları olduğu açık. Galatasaray'ın pozisyonsuz, uzaktan şutlarla yahut ortalarla maç kazandığı pek çok oyun oldu.

*Selçuk ve Melo ikilisi birbirine uymuyor bu yıl. Fatih Terim'in onlara geçtiğimiz yıl tanıdığı serbestliğin aynen geçerli olduğuna inanıyorum ama bu ikili çok az deniyor. Çok bocalıyor. Şampiyonluk için ellerinden gelebilecek şeyin en iyisi yapmışlardı geçen sene. Bu ikilinin sıkıntısının daha çok psikolojik olduğunu düşünüyorum.

*Artık her takım Galatasaray'a karşı nasıl oynanması gerektiğini iyi biliyor. Galatasaray'ın şuanda geçen yılki yaratıcı oyun anlayışından yoksun olduğu gerekçesiyle topu çok dolaştırdığı açık. Topa sahip olmak tek başına birşey ifade etmez. İyi bir atak düzeninizin olması gerekir. Eğer çoğu takım size karşı aynı düzende oynamaya başlıyorsa, size de tek birşey gerekir: Akıcı ve seri bir oyun. Bekleri hızlı atağa çıkarma, geride iki stoper ve bir orta saha bırakıp, rakibe karşı daha fazla adamla hücum etme. Oyununuzun adı "Toplu savunma toplu hücum ise" kanatlara savunma özelliği kazandırmak gerekir. Oyunu daha çok yerden oynamak lazımdır. Bunlar bu takıma ilaç olabilecek nitelikte. Ayrıca sistem elbette değişmez. Ama diziliş değişebilir. Ben Burak Yılmaz'la birlikte 4-3-3'ün Galatasaray'a yarayabileceğini düşünüyorum. 4-4-2'in bu yıl çok zaafı var.

*Psikolojik sorunlar: Eğer bir oyuncu, Galatasaray gibi bir takımda oynuyor ve her maçı kazanması gerektiğini bilmiyorsa ciddi bir psikolojik sorunu var demektir. Ve aynı zamanda, bir oyuncu, maçın ciddiyetini anlayabilmek için, hocasının konuşmasına ihtiyaç duyuyorsa, bu daha ciddi bir sorun demektir. Büyük ve büyük olmayan maçlar arasında yalnızca "baskı" farkı vardır. Oyuncu daha çok ya da daha az baskı hisseder. Ama her ikisini de kaldırabilmesi gerekir. Her topu kovalaması gerekir. Maç seçmemesi gerekir. Gün seçmemesi gerekir. Bu işten milyonlar kazanan futbolcuların bu tarz hareketler içine girmeye hakkı yoktur. Bu şekilde düşünenlerin çoğu, sonunda, şuanda Şanlıurfaspor'da oynayan Serdar Özkan'a benzer.

*Gereksiz oyuncular: Gaddar olmak istemiyorum ama Galatasaray'da çok fazla sayıda gereksiz oyuncu var. Bunlar çalışmıyor, takıma odaklanmıyor çünkü az forma şansı bulacağına kendisini inandırmış. Fatih Terim'in de artık zamana değil, karar vermeye ihtiyacı var. 1461 Trabzonspor'un Arena'da galip gelme ihtimalinin zor olduğunu hiç düşünmedim. Maç öncesinde kazanabileceklerini düşündüm. Çünkü gerçekten iyi ve beğendiğim oyuncuları var. İyi hocaları var. İyi futbol oynuyorlar. Bu yıl kişisel olarak takip ettiğim bir takımdı. Bence gayet hakederek galip geldiler. Ayrıca Göksu'yu da oldukça beğeniyorum. Galatasaray açısından bakarsak, Fatih Terim'in en az 4-5 kelle alması gerekiyor bu maçın oyuncularından. Küçük bir havuz, büyük, gereksiz ve sizi seçim yapmaya iten büyük bir havuzdan her zaman daha üstündür. Yeter ki oyuncularınızı iyi seçin.

*Amrabat'ın takım oyununa inanmaya ihtiyacı var. Bazen nerede ne yapması gerektiğini bilmiyor, bu nedenle topla çok saçmalıyor. Arkadaşlarıyla tanışır, konuşursa, futbolunu daha ileri götürecektir. Cris ise tam bir felaket tellalı oldu Galatasaray'ın başına. Fatih Terim olabildiğince stoperde Semih, Dany, Gökhan üçlüsüyle devam etmeli.

Kısa bir not, eminim Fatih Terim bunları bizden çok düşünüyor, önemsiyordur. Ama eleştiriyi çoğu kez yararlı bulurum. Ne işin ipini kaçıran yorumlar, ne de fazlaca övgüye mazhar olmuş fikirler önemlidir benim için. Bunlar bizi ileri götürmez. Biraz eleştiri gerekir. Anlamaya çalışmak gerekir. Şimdilik bu kadar.

3 yorum:

Özgür E. dedi ki...

Bu sene Barça yazılarınızı göremiyorum. Pep'in gidişinden kaynaklanan bir durum mudur?

joyous dedi ki...

Tüm yorumlarına okurken, tüm içtenliğimle katıldım. Bildiğim ama kendime ifade edemediklerimi de buldum.

Ben de derbiyle alakalı bir yazı yazmıştım. Senin yazını yeni okudum. Birçok paralel düşünce de yer alıyor. Okursan sevinirim.

http://footballent.blogspot.com/2012/12/analiz-galatasaray-vs-fenerbahce.html

Muhammet Gülhan dedi ki...

@Özgür

Pep'in gidişinin kısmen yazıların azalmasıyla ilişkisi var. Ama blogu takip ediyorsan yazıların genel olarak son dönemde bayağı azaldığını göreceksin. Şehir değişikliği yaşadım ve alışmam biraz süre aldı. Yeni yeni toparlıyorum. Ama en kısa sürede yazmayı umut ediyorum.

@joyous

Yazını okudum, gayet derli toplu yazmışsın. Eline sağlık.