29 Ağustos 2011 Pazartesi

Tik-Tak



George Graham'ın futbolcu transferinden komisyon aldığı ortaya çıkınca kovulmuştu. Bruce Rioch'un sonu da farklı olmayacaktı. Arsenal berbat durumdaydı. 1996 Eylül'ünde stat ekranından bir adam "Bonjour" diyerek kendini tanıttı. Arsene Wenger. Bu adam diğerlerinden biraz farklıydı. İngiliz futbolunun alışılagelmiş oyun tarzının uzağındaydı. Bu adamın yapmaya çalıştığı şey kazanmanın yanında futbolseverlerin seyir zevkini artırmak ve kendilerinde saygı uyandırmaktı.

Arsene Wenger İngiliz futbolunun çok üzerinde bir teknik direktör. Kişisel olarak onu gelmiş geçmiş en iyi teknik direktörler arasına koyabilirim. Yıllar boyunca hedeflediği gelişim ve gelecek teoirilerini kulübün felsefesi haline getirdi. Adını kulüp ile özdeşleştirdi. Arsenal'den bahsettiğimizde onların bize diğerlerinden daha farklı bir çağrışım uyandırdığını hissediyoruz. Bunu İngiltere'de başarmak zordur ve hele ki elle tutulur birşeyler elde edemediğinizde... Mesela Ferguson, onun için diyebilirler mi "Takımı 3 yıl boyunca hiçbir kupa kazanamayacak..." Her menajerin farklı yapısı, oturttuğu bir kimliği var. Ve uzun vadede süregelen teknik direktörler oturttuğu kimliği taraftarın beklentisi doğrultusunda aşılar. Bunda İngiltere'deki menajerlik sisteminin de etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Wenger bu açıdan ele alındığında İngiltere'de gerçekten farklı gözle bakılması gereken bir teknik adam. Öyleki Barcelona'ya transfer olmadan 2-3 ay önce Fabregas bir cümleyle bunu çok güzel özetlemişti: "İspanya'da 2 yıl boyunca kupa kazanamazsanız sizi değiştirirler ama burada öyle değil."

Wenger'in son yıllarda göze çarpan bir eksikliği var. Odak noktası zayıflığı. Wenger düşünmesi gereken her konuyu detaylıca ele alıyor ancak söz konusu kupa kazanmak olduğunda yetenekli oyuncuları sahada sadece isimleriyle kalıyor. Bu son yıllarda Arsenal'de bir beklenti olmaktan çıktı. Taraftar kupa kazanmak istese de sanki "bu olmasa da olur" gözüyle bakıyor. Ve bu iyi bir şey değil. İleride dönüp neler yaptığına bakmak istediğinde orada elbette bir kanıt olması gerekiyor. Özellikle de futbolda. Kaliteli bir başarısızlık geminin su almasına sebep oluyor. Bu su ilerledikçe seviyesi yükseliyor ve gemi batma noktasına geliyor. Ve bu şansı vermemelisiniz. İngiliz futbolunda 20-25 yıllık dönemlerde belirli bir takım kazandıklarıyla öne çıkabiliyor. Önceki yıllarda bu üstünlük Liverpool'un elindeydi ve şimdi Manchester kazandı. Chelsea ve Arsenal ise onların sürekli gerisinde kaldı...



Aslında Arsenal'in eski durumunda olmayacağını söylemek basit. Çünkü anahtar oyuncularını sattı. Barcelona Fabregas'ın dönmesi için elinden geleni yaptı, Nasri ayrılmak istedi. Wenger yerini dolduramadıklarında kazanmayı bırakın, futbol oynamaktan keyif alan o çocukların son iki haftadır topla oynama yüzdesi %40'lara indi. Durum böyle olunca Manchester United 8 golü atmakta vasıfsız kalmadı. Eski bir Liverpool efsanesi Alan Hansen onun için şöyle diyor: "Asla çocuklarla kazanamayacaksın." Kendisi aksini düşünse de, bilinen birşey var: Arsene Wenger 15 yıllık Gunners kariyerinin en büyük sınavlarından birini verecek...

Hiç yorum yok: