7 Haziran 2010 Pazartesi

Söyleşi: Cem Dizdar

- Öncelikle sitemiz hakkında bir soru sormak istiyorum. İnceleme imkânınız olmuştur, neler söylemek istersiniz GSCimbom forumları ve fanzin hakkında?Samimiyetle söylemek gerekirse sitenin biçimi birçok siteyle benzerlik taşıdığından ben de bir "aynı"lık duygusu uyandırdı. Üzerine biraz daha düşünülüp biraz 'cinlik', 'fırlamalık' bulmalı derim. Yazılara, temalara diyecek sözüm onlar gayet yerli yerinde. Biçimde oynanırsa onun içeriğe de etki edeceğini ve ortaya daha 'benzersiz' bir şeyler çıkacağını düşünüyorum..Emeği geçen, katkı da bulunan herkesin eline sağlık.

- Genel olarak forum sitelerini takip eder misiniz? Taraftarın sesini birebir yansıttığına inanıyor musunuz?Çoğunu etmem. Daha çok Aceto Balsamico, Stalker gibi blogları beğeniyorum. Futbolun bir sanat olması gerektiğini düşündüren siteler daha çok ilgimi çekiyor. Taraftar forumlarında 'takımdaşlık' meselesi üzerinden bir dil kuruluyor ve bu dili problemli buluyorum. "Biz 'bir'iz ötekilerin hepsi sıfır" bakışı hiç bana göre değil. Onun dışında çok özensiz yazılar yazılıyor. Oysa biliyoruz ki, aklımıza ilk gelen herkesin aklına ilk gelendir. Biraz durup düşünmek, öyle yazmak, dil kurallarına olabildiğince dikkat etmek, kendi düşüncemiz dışındakilere de açık olmak, onlardan yararlanarak görüşlerimizi gözden geçirmek. Bunlar çok eksik. "Güzelleme" çok iyidir ama mübalağa bir sanattır. Dozu kaçınca sevimsizleşiyor her şey. Ve anlıyorum ki, forumlarda yazan arkadaşlar gerçekten çok çok az okuyorlar. Yazmadan önce okumayı abartmak gerek derim.

- Galatasaray bu sezonu 3. olarak tamamladı. Transfer şampiyonu olmuş bir takımın aldığı bu sonuç bir başarısızlık olarak görülüyor. Neler söylemek istersiniz bu konuda?Ben 'başarı'yı şampiyon olmak olarak görenlerden değilim. Bilinir, Beşiktaşlıyım. Takımım şampiyon olduğunda 'Kambur'un Bahçesi'ndeki süs havuza girecek kadar ileri gidebilirim. Ama olmasa da olur. Buna tapınmaya gerek yok. Mesele daha iyi olabilmek için doğru yöntemi aramak, bulmaktır. Galatasaray'ın transfer politikasını doğru bulmuyorum. Paraları çarçur ederek elde edilecek şampiyonluğu başarı olarak görmem, anlamlı bulmam. Real'e, İnter'e karşı Barcelona, Arsenal hattını savunurum örneğin. Ama Galatasaray'ın ligin başlarında oynadığı oyunu, Saraçoğlu’nda Fener'e yenildikleri döneme kadar oynadıklarını, çok estetik çok gelişkin ve başarıya doğru iyi bir adım olarak görüyorum. Fakat hastalık işte, o yenilginin ardından Rijkaard'ın dümenine birilerinin, bir durumun müdahale ettiğini sanıyorum. O da yeni geldiği bir ülkede doğruları tartışarak bulacağını düşündüğü için olsa gerek anlayışını revize etmiş olabilir. Bence ilk yolu daha doğru bir yoldu. Yoksa oynayan bir Jo'yu, Dos Santos'u izlemek futbolu seven herkesin reddedemeyeceği bir lezzettir. Ama bu örneklerde de olduğu gibiyamalı çözümler bazen her şeyi berbat edebiliyor.

- Rijkaard'ın yerleştirmek istediği oyun felsefesi sizce ne aşamada? Galatasaray geçen bir sezonda belirli bir yol kat edebildi mi?Önceki yanıtta bunun ipuçları var. Daha hızlı, eğlenceye dönük bir oyun bence başarı için şart. Ve bu sezon bunu uygulamaya yani ilk geldiğinde yapmaya çalıştığını yapacağını düşünüyorum Rijkaard'ın.

- Önümüzdeki sezon için hazırlıklara başladı Galatasaray. Transfere de yine hızlı girdiğini söyleyebiliriz. Serdar Özkan ve Mehmet Batdal transferleri neler katacaktır Galatasaray'a? Yararlı olacaklar mı size göre?Mehmet Batdal'ı izlemedim ama Serdar Özkan'ı çok izledim. Yetenekli ama öğrenmeye, takım içinde konumlanmaya dair ciddi sorunları var diye düşünüyorum. O nedenle gelişme hızı düşük. Yoksa bence önemli oyuncu ama sanki çok şey beklememek gerek ki iyi oynaması sürpriz olsun.

- Galatasaray'ın önümüzdeki sezon da Avrupa Ligi'nde mücadele edeceğini düşünürsek, orada bir başarı elde etmek için ne gibi eksiklikler kapatılmalı, ne gibi hamleler yapılmalı?Bunu Rijkaard, Neeskens gibi insanlar varken benim söylemem ayıpların büyüğü olur. Bizim ülkemizde bu ayıbı işleyecek kamyon dolusu adam varken bir de benim işlememi istemeyin ne olur! Bu hakkım varsa da kullanmamak daha terbiyeli geliyor bana.
- Biraz da büyük bir başarı elde eden Bursaspor hakkında soru sormak istiyorum. Size göre Bursaspor'un başarısı Türk futboluna ne gibi getiriler sağlar, neleri değiştirir?Yapısal olarak çok şey değiştireceğini sanmıyorum ama çok çok önemli bir iş, yaptıkları. En azından hepimize iyi organize olanın, az parayla da olsa iyi şeyler yapabileceğine dair müthiş bir ilham verdiler. Bu bile yeter de artar.

- Şampiyonlar Lig'ine direk katılacak olmaları onları ciddi bir maddi kazanç sağlayacak. Bursaspor bu kazancı ne gibi yerlerde harcamalı?Valla nasıl harcamalılar bilmiyorum. Ama ben olsam oynayan oyunculara, 13-17 yaş aralığındaki yetenekli futbolculara harcardım, onu biliyorum.

- Bursaspor yapacağı/yapabileceği hamlelerle şampiyonlar Lig'inde başarılı olabilir mi?Çok umutlu olmamakla birlikte memlekette yaptıklarını Şampiyonlar Ligi'nde de yapmalarını temenni ederim. Ama bu eşitsiz rekabet piyasasında işlerinin hayli zor olduğunu da hepimiz biliyoruz sanırım.

- Milli takıma değinmek isterim biraz da. Milli takımımızda yapılan teknik direktör değişikliğinin ardından yapılan 3 hazırlık maçında 3 galibiyet alındı. Fatih Terim dönemindeki kadroya kıyasla hemen hemen aynı kadro yapısı var. Hiddink'in takımda kadro bazında ne gibi değişiklikler yapmasını bekliyorsunuz?Ülkemizdeki futbolcu kalibresi düşünüldüğünde seçeneğin çok olmadığını düşünüyorum. Oğuz Çetin gibi geçmiş dönemin bilgisini buraya aktaracak köprü görevli bir hoca Hiddink'in işini epeyce kolaylaştırır. Tabii mesele futbolcuların yeni dönemin bilgisini kavrayıp kendilerini ona uydurma becerilerinde yatıyor. Biliyorsunuz daha önce taktikten çok motivasyonu öne getiren bir takımdı Milli Takım. Avrupa şampiyonasında maçlar, sistemin hâkim olduğu ilk bölümlerde değil tam tersine en kaotik oynandığı maç sonlarında kazanıldı. Bunda da Fatih Terim gibi güçlü bir etkinin rol oynadığını düşünüyorum. Hiddink gibi motivasyonu değil de taktik beceriyi öne geçiren bir hocanın futbolcular üzerindeki etkisi önemli olacak. Futbolcular buna uyabilir mi, gerçekten yanıtını bilemiyorum.

- Fatih Tekke, Gökdeniz, İbrahim Toraman gibi önceki dönemde milli takıma alınmayan ve birçok spekülasyon yapılan isimler Hiddink döneminde daimi olabilecekler mi?Soru böyle sorulduğunda "Elbette olabilir" derim. Çünkü her yeni durum yeni bir başlangıçtır aynı zamanda. Fatih Tekke de, İbrahim Toraman da bu memleketin iyi oyuncuları. Ancak "Olmazlarsa yerlerine adam bulunamaz" diye düşünen birilerinin de olduğunu hiç sanmıyorum.

- Tekrar Galatasaray'a dönmek gerekirse, Rijkaard'ın önümüzdeki sezon sözleşmesinin bittiğini biliyoruz. Olası bir başarısızlıkta Rijkaard'la yine de devam edilmeli mi?
Ben olsam hiç düşünmem ederim. Ama burası Türkiye, her insan gibi bizler de 'başarısızlık' korkusuyla büyüyoruz. Malum başarı da sadece şampiyon olmak diye algılanıyor. Şimdi düşünelim, bu ülkede Alex Ferguson'a ya da Arsen Wenger'e hangi yönetici, ne kadar dayanırdı değil mi?

- Adnan Polat ve ekibi bir dönem daha yönetimde kaldılar. Önümüzdeki bu dönemde, geçen dönemden farklı olarak neler yapılmalı?Öncelikle Rijkaard ve ekibinin 'aklına' güvenilmeli. Onlar kuşkusuz ki takımı, oyuncuları hepimizden iyi tanıyorlar. Ayrıca yapılmış olmak için transfer yapmanın sonuçları da ortada. Bu transfer meselesinde yeni politikalar geliştirmek gerekiyor sanırım. Bir de Türkiye'de yöneticiler çok konuşuyor. Bu da beni çok sıkıyor. Hem bir şey öğrenemiyoruz hem de sinirimiz bozuluyor. Düşünün Beşiktaşlıyım ve tuttuğum takımı yönetenlerin sık sık ipe sapa gelmez demeçlerini duyuyor/okuyorum. İnsan gerçekten kendini kötü hissediyor.

- Son sorum ise; Mehmet Topal'ın Valencia'ya transferi Türk futbolcularına Avrupa'ya transfer olma konusunda bir güven sağlar mı?Sanmıyorum. Bundan önce ne olduysa aynen devam eder. Elbette Mehmet Topal gittiği takımda çok başarılı olsun isterim ancak bunun buradaki futbolcuların ufkuna yardım edeceği konusunda ciddi şüphelerim var. En azından örnekler ortada.

Hiç yorum yok: