29 Ekim 2013 Salı

"1998'de Hollandalılardan korkmuştuk"

"Hollanda'yı izlemeyi severdim ve hala seviyorum, onların takım oyununu izlemeyi her zaman sürdüreceğim." diyordu Henry. "Hepimiz biliyoruz ki futbol tarihinde maçlar her zaman bu şekilde kazanılmıyordu. Bana futbol nasıl oynanmalı diye sorsanız size Hollanda örneğini veririm."

Dennis'li Hollandalıların hiçbir turnuva kazanamamış olması garip değil mi?

Evet, aslında bu konuya gerçekten üzülüyorum. 1998'de Hollandalılardan çok korkmuştuk. Brezilya yarı finalde onları penaltılarla yendiğinde çok mutlu olmuştuk. Bunu hiçbir zaman unutmayacağım."

Hollanda Brezilya'dan daha iyi olduğu için mi?

Biraz farkla! Brezilya'nın o takımı da fena değildi. Fakat benim için kesinlikle Hollanda o turnuvanın en iyisiydi. Finalde ne olacağını kim bilebilirdi? Fakat inanın bana o zaman biz çok rahatlamıştık. Ben gençtim fakat benden büyüklerin neler konuştuğunu hatırlıyorum. Hollanda'ya karşı oynamak istemiyorlardı çünkü her ne kadar oynamaya çalışsanız da onlar güçlüydüler, süratliydiler ve teknik olarak harikaydılar. Çok hoş bir oyun tarzları vardı. Herkes Hollanda takımından sakınıyordu.

Dennis Bergkamp'ın otobiyografisinden alıntıdır.
Kaynak için Hollandalı yazar Mohamed Moallim'e tekrar teşekkür ederim.

25 Ekim 2013 Cuma

Tchibo'yla yaz kış demiyoruz, spora gidiyoruz!



Tchibo her hafta yenilenen temaları, modayı kaliteyle bütünleştiren ürünleri ve lezzetli kahveleriyle sevdiğimiz markalardan biri. Peki Tchibo’nun hikayesi nasıl başladı?

Önce kısa bir özet geçelim. 1949 yılında Max Herz ve Carl Tchilling posta yoluyla kahve satma fikriyle çıktı yola. Kahve yanında kahve kaşığı gibi küçük hediyeler yolluyorlardı aynı zamanda. Bu küçük hediyeler mevzuat gereği yollanamayınca onlar da düşük bir ücret karşılığı bu ürünleri satmaya başladı ve gıda dışı sektöre girişin ilk tohumları atılmış oldu. Tchibo, kahve satışlarına devam ederken 1973 yılında farklı konseptlerde gıda dışı ürünleri mağazalarında satmaya başladı ve dünyada eşi benzeri olmayan bu yeni iş modeliyle büyük başarı yakaladı. Hepimizi cezbeden ve her hafta yenilenen Tchibo ürünleri hayatımıza girdi böylelikle.

Bir Tchibo mağazasına girdiğinizde sizi karşılayan harika bir kahve kokusu duyuyorsunuz. Ürünlere bakmak için sabırsızlansanız bile kahve standının önünden güç bela ayrılıyor ve ürünlere doğru yöneliyorsunuz. Ürünlerin birçoğu yıllardır arayıp da bulamadığınız türden, hayat kolaylaştıran, doğayla dost ürünler. Örneğin geçen haftalarda satışta olan telsiz zımba. Bu zımba, diğerlerinden farklı olarak kağıtları katlayarak zımbalıyor ve hem elinize batan zımbalardan sizi kurtarıyor hem de doğaya daha az zarar veriyor. Tchibo ürünlerinin kalitesi, alanında uzman kişiler tarafından çok sıkı ve acımasız testlerden geçiyor ve sadece testi geçebilenler satışa sunuluyor. Bunun dışında tüketicilerin kendi evlerinde yaptıkları acımasız testlerden de başarıyla geçmiş bu ürün. Tchibo ürünlerinin kalitesine bir kez daha inanmış oldum böylece.

Gelelim Tchibo’nun bu haftaki temasına; Spora Gidiyoruz. Eğer “Bu havada da spor yapılmaz ki canım!” diyenlerdenseniz, bahanelerinizi bir kenara bırakın çünkü “Spora Gidiyoruz” temasında her hava koşulunda spor yapmanız için size gerekecek birbirinden farklı, şık ve uygun fiyatlı ürünler var. DryActive Plus malzeme ürünler, terin üstünüzde kurumasını engelleyecek, ecorepel® malzeme ise yağmurda koşarken sizi su damlalarından koruyacak. En doğru koşu ayakkabıları ve aksesuarlar ile de setinizi tamamlarsanız, yağmur çamur demeden koşmaya hazırsınız!

Spora Gidiyoruz temasındaki tüm ürünler birbirinden güzel ama içlerinden seçerek birkaçına daha geniş yer verelim. Konu spor olunca en önemlisi ayakkabı oluyor. Tchibo’nun bu temadaki Koşu Ayakkabısı, topuk ve bunyon bölgesindeki baskı elemetiyle son derece rahat ve hava geçiren filtreli yapısıyla da ayağınızı terletmiyor. Kadın ve erkek için iki farklı seçeneği bulunan ayakkabı aynı zamanda çok da şık ve hiçbir yerde bulamayacağınız kadar kaliteli ve uygun fiyatlı. Ayakkabınızı aldınız ve koşmaya başladınız diyelim, nabzınızı kim ölçecek? Tchibo bu ayrıntıyı atlamamış ve temaya Nabız Ölçer Saat de eklemiş. Bu saat kalp frekansınızı, koştuğunuz mesafeyi, ortalama hızınızı ve yaktığınız kaloriyi adım adım ölçüyor ve parmak dokunuşunuzla nabzınızı ölçüyor. Üstelik su geçirmiyor. Spor yaparken en önemli ama genelde atlanan ayrıntılardan biri iç çamaşırı. Özellikle de kadınlar için. Bu temada bulabileceğiniz Spor Büstiyeriyle spor yaparken çok daha rahat hareket edebileceksiniz. Tamamen dikişsiz ve yumuşak olan bu ürün, hava geçiren yapısıyla sizi rahat ettirecek.

Spora Gidiyoruz temasında bunlardan başka birçok ürün daha bulunuyor. Daha ayrıntılı incelemek için Tchibo.com.tr’ye tıklayıp, keşfe başlayabilirsiniz. Aynı zamanda 444 28 26 numaralı Telefonla Sipariş Hattı’ndan da alışveriş yapabilirsiniz. Şöyle keyifli bir alışveriş yapıp, sonrasında da kahveyle yorgunluk atmak isteyenleri, çalışanlarının yüzünden gülümseme eksik olmayan Tchibo mağazalarına davet ediyor ve ekliyorum yeni temalardan herkesten önce haberdar olmak için Tchibo Facebook (https://www.facebook.com/tchiboturkiye) sayfasını beğenebilirsiniz. Keyifli alışverişler!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

3 Ekim 2013 Perşembe

Galatasaray: Mancini'nin sahnesi



Yaklaşık bir sene evvel, Manchester City savunmacısı Micah Richards, Şampiyonlar Ligi grup maçında Ajax'a karşı aldıkları 3-1'lik mağlubiyet sonrası verdiği röportajda takımın oyun düzenini eleştirmişti. Ajax ikinci yarı Moisander ile golü bulduğunda Mancini Manchester City'in savunmasını üçlemiş ve hücuma bir oyuncu eklemişti. Richards, röportajda ayrıca takımın 4-4-2 düzenini sevdiğini ve arkada dört savunmacıyla oynamayı tercih edeceğini dile getirmişti. Mancini, aynı maçın ardından, oyuncusunun bu değerlendirmesini 'bahane' olarak yorumladı ve taktiğin her zaman koşmak ve gol atmak olduğunu vurguladı. Mancini'ye göre dört savunmacıyla halihazırda iki gol yenilmişti. Saha içerisindeki bu değişiklik ile Manchester City bir gol daha yiyerek maçı 3-1 mağlup tamamladı Amsterdam Arena'da.

Mancini gerek Inter'de gerekse Manchester City'de aynı şeyi yaptı. Onun için düzen -tıpkı Fatih Terim de olduğu gibi- o kadar da önemli değildi. Önemli olan top rakipteyken takım oyuncularının nasıl pozisyon aldığı, alanları nasıl kapattığı ve en iyi savunmayı ne şekilde yaptığıydı. Mancini sekiz oyuncusunu top rakipteyken her zaman iki blok halinde dizer. Kanat oyuncuları ilk gelen oyuncuyu karşılamak zorundadır. Zaten toplu savunma anlayışı bunu gerektirir. Bununla beraber rakip takımdan herhangi bir oyuncuya bire-bir markaj yapılamaz, çünkü bu davranış takımın dengesini sarsar ve boş alan bırakır. En iyi savunma her zaman dirençli olmayı ve sahada görevinin ne olduğunu bilmeyi gerektirir.

Roberto Mancini Juventus karşısında ilk kez takımın başında göründü. O her ne kadar oyuncularla sadece iki-üç gün kadar çalışmış olsa da etkilerini takım savunmasına belirgin bir şekilde hissettirdi. Galatasaray'ın savunmasındaki sorunu oyuncu değiştirerek çözmeye çalışan Fatih Terim elbette yanlış yapıyordu. Elinde Gökhan, Semih, Chedjou ve Dany vardı. Bu oyuncuların hemen hemen hepsini birbiriyle kullandı ama yine netice alamadı. Çünkü savunmanın sorunu takımın kendisiydi. Takım gol yerse faturayı savunma oyuncularına çıkarırlar her zaman. Bu kesinlikle yanlış bir görüştür. Mancini Galatasaray'daki ilk maçında bu anlayışı düzeltmiştir. (Chedjou'nun performansı tespitimize iyi bir örnek teşkil edebilir.)

Bir önceki yazımda ben Galatasaray'ın giderek kırılgan bir yapıya büründüğünden bahsediyordum. Bu kadar iyi savunma yaptığınız bir maçta gereksiz bir penaltıya sebebiyet vererek rakibe önce bir puan, ardından üç puanı verdiniz. Ama durumu çabuk toparlamayı başardınız. Bu sonuca bir golle karşılık vermek takımın kırılganlığını gidermede bir ümit ışığı olabilir.

Mancini'nin hücum fikri Galatasaray'da işe yarayabilir mi?
6 yabancı ile oynama kuralını ve Galatasaray'ın mevcut kadrosunu göz önüne aldığımızda, bu takımın hücumu Sneijder, Burak ve Drogba ile yapamayacağını görürsünüz. Keza takımın haftalardır gol iştahı yerinde değil. İlk yapılacak iş aslında bu üçlü arasında bir yaptırım uygulamaktır. Bu tercih, formsuz Burak'tan yana kullanılmıştır. Çift forvet düzeniyle birlikte Sneijder'in takım içinde bir görev karışıklığı yaşadığı ortada. Yerine giren oyuncu ise takımı tamamlayamıyor. Sürekli bir aksaklık ortaya çıkıyor. Ayrıca Umut Bulut'un süre aldığında iyi işler çıkardığını söylemek gerekiyor.


"Önümüzdeki zamanlarda daha değişik formasyonlar olacaktır."
Roberto Mancini, Juventus karşılaşmasının ardından verdiği basın demecinde 
 
4-4-1-1 Mancini tarafından konuşlandırıldı, sonra takım 4-4-2 gibi bir yapıya büründü. Formasyon konusunda Galatasaray'ın çeşitlilik yaşayacağı Mancini'nin demecinden de anlaşılıyor. Fakat Juventus karşılaşmasında gerek Eboue gerek Hakan çok fazla hücum etme fırsatı bulamadı. Bu yüzden öndeki oyuncular topla buluştuklarında rakibin presi karşısında boğuldu fakat iyi savunma Juventus'a bir saatin üzerinde gol fırsatı tanımadı. Mancini bazı maçları çok iyi ve farklı bir biçimde yöneterek puanlar kazanmasını becerebiliyor. İşte bu da onlardan biriydi.

Ben Sneijder'in performansının önümüzdeki haftalarda düzeleceğini düşünüyorum. Bunu yapmada kendi becerisi ve takımın ona olan katkısı etkili olacak. Ama hücum fikrinde önemli olan savunma ve hücum arasındaki bağı kuvvetlendirmek ve topyekün olabilmek. Bu olduğunda goller artık kolay atılmaya başlanacaktır. İşlerin iyiye gideceğini düşünüyorum.

Roberto Mancini ve iletişim
Onun City döneminde oyuncularıyla ve İngiliz basınıyla pek çok tartışmasına şahitlik ettik. Bunlardan en bilineni kendisine Pellegrini dedikoduları sorulduğunda "Bu si...ğimin sorusuyla ilgilenmiyorum," yanıtırıdır. Basına karşı fevridir, hemen parlar. Oyuncularına karşı ise itaatkardır, gerektiğinde istediğini alır. Mario Balotelli ile çalıştığı dönemde onu gayet iyi bir şekilde idare ettiğini düşünüyorum. Keza Carlos Tevez sorunlu döneminin ardından City'de gayet iyi iş çıkardı. Sorunlu oyuncuları yönetmesini iyi bilen bir teknik adam Roberto Mancini, bu konuda takımda sorun yaşayacağına bir delil yok.