11 Aralık 2013 Çarşamba

Çıtası yüksek takım: Galatasaray'ın Juventus zaferi



Yazıya nasıl başlamam gerektiğini bilmiyorum. Bugün Galatasaray, uzun bir sürenin ardından, beni oldukça mutlu etti. Sanıyorum bunun sebebini oyuncuların göstermiş olduğu hal, hareket ve tavır ile açıklamam gerekiyor. Çünkü ortalama bir futbol seyircisini mutlu eden şey destek olduğu takımın oyuncularının taraftarına ve kulübüne karşı işini icra ederken ortaya koymuş olduğu özveridir diye düşünüyorum. Galatasaray bugün bir sınır çizdi. O sınır, bu takımın Uefa Şampiyonlar Ligi arenasında yoluna devam etmesi gerektiğini belirten bir sınır idi.

Ertelenen Galatasaray – Juventus karşılaşmasını özel kılan şey, bu maça çıkmadan evvel Galatasaray’ın Uefa Avrupa Ligi’ne halihazırda katılmayı garanti etmiş olmasıdır. Keza aynı şey Juventus takımı için de geçerlidir. Her iki takımın gerek kendi ülkelerinde gerekse Avrupa arenasında son 2-3 yıl içerisinde ciddi bir sıçrayış sergilediği açıkça ortadadır. Fakat sade bir futbol gösterisi bugünkü mücadelenin galibini tayin etmek adına yeterli olmayacaktı. Bugün bir üst tura çıkan takımı belirlemek adına saha ve hava şartları, Juventus’un B grubunda Galatasaray’dan iki puan farkla önde bulunması [beraberliğin iş görmesi] ve zeminin elverişsizliği gibi sorunlar önem teşkil etmekteydi.

Bununla birlikte, taraftarın bu denli önemli bir maç için iki gün üst üste stada gelmek zorunda kalması önemli bir ayrıntıdır. Arena’nın ulaşım ve hava koşulları ortada iken bize yalnızca onları tebrik etmek düşer.

Galatasaray elbette bugün sıradan bir takımın denemeye çalıştığı şeyi denemedi. Galatasaray bugün, kültürünün ona vermiş olduğu kimliği ortaya koyarak Uefa Şampiyonlar Ligi’nde bir üst tura geçmeyi başardı. Bazı maçlar vardır ve o maçları neden kazanamadığınızı açıklarken kuvvetli deliller getirebilirsiniz. İşte bu, o maçlardan biri olabilirdi; fakat Galatasaray böyle bir şeye gereksinim duymadı. Oyuncular yalnızca kazanmak ve bir üst tura çıkmak istedi. Ve onlara istediklerini bahşedecek gol, mücadelenin bitimine beş dakika kala Sneijder’in ayağından geldi. Sanıyorum bu karşılaşma uzun bir müddet hafızalarda yer edinecek ve ağızdan ağıza dolaşacak olan hikayelerin yakın tarihte bir numaralı konusu olacaktır.

Elbette Galatasaray’ın Avrupa Ligi’nde oynamayı garanti etmiş olması, oyunculara maçtan evvel bir rahatlık sunmuştur. (bkz. Selçuk İnan’ın maç sonrası demeci) Fakat bu, Galatasaray’ın Juventus’u Avrupa Ligi’ne göndermesine engel olacak bir şey de değildir.

Zeminin bugünkü halini gördüğümde takımın yalnızca topu yukarıdan oynayıp umut etmesi gerektiğini düşündüm. Keza gol de yine bu şekilde geldi. Galatasaray’ın Juventus’a karşı, Juventus’un ise Galatasaray’a karşı kullanmış olduğu taktik kesinlikle doğrudur. Fakat ikisi arasında kazananını belirleyecek olan, kimin daha fazla kazanmaya çaba gösterdiğidir. Behemehal Galatasaray bu çabanın örneklerini sahada sunmuş ve galip gelmiştir. Juventus, beraberliğin kendisine yeteceğini düşünüyorken, Galatasaray’ın kazanmak isteyeceğini unutmuştur.

Eminim Galatasaray taraftarı da takımını bu maçın ardından Avrupa Ligi'nde görmek istemezdi. Çünkü bu takımın sahası, en yüksek futbol kulüplerinin bulunduğu sahadır. Roberto Mancini'nin maçtan evvelki basın toplantısında 'Avrupa Ligi olsa da olur' demeci elbette bir kelime oyunudur. İtalyanların sevdiği bir kelime oyunu.

Umuyorum ki Galatasaray camiası bu zaferi iyi kullanır ve elde etmiş olduğu bu birlikteliği sürdürür. Daha önceki yazılarda sözüne etmiş olduğum ‘oyunculardaki karakter kırılganlığı’ yavaş yavaş refleksini iyi yöne doğru çevirmiş görünüyor. [bkz. taraftarın reaksiyonu]

Takımı taraftar ile bir bütün halinde zaferi kutlarken görmek çok güzel.

Emeği geçen herkesin emeğine sağlık.

11.12.13
Galatasaray 1-0 Juventus

anahtar sözcükler: galatasaray, juventus, şampiyonlar ligi, b grubu, altıncı hafta, ali sami yen arena

Hiç yorum yok: