24 Ekim 2012 Çarşamba

Galatasaray, Savunma Sorunu ve 3-5-2

Uzun bir aradan sonra -ki bu ara da yaklaşık 1,5 sene, yazı yazıyorum buraya. Açıkçası daha önce çok sefer istedim fakat bir türlü odaklanamadım. Sanırım ben en kolayını yapanlardan oldum ve hazır takım kötü giderken farklı fikirler yazayım da dikkat çekeyim havasında olanlar arasına katıldım.

Koskoca 1,5 senede değişen o kadar çok şey var ki, belki de değişen bütün bu olgular yazmayı bize, en azından bana, kolaylaştırdı. Galatasaray'lı biri olarak, bunca zamanda yaşananlar, geçen sezonki heyecan ve final elbette bambaşka duygular ve etkiler bıraktı insanda. Biten sezondan sonra yeni sezona daha iddialı ve daha güçlü girdiğimiz kanaati de birçok Galatasaray'lı gibi bende de vardı. Kaldı ki bu kanaati hâlâ korumaktayım ve her şeyin daha başında olduğumuzu, 34 maçlık lig maratonunun henüz ortasına bile gelmediğimizi, yolu yarıladığımız tek kulvarın Şampiyonlar Ligi olduğunu göz önünde bulundurarak çok da karamsar bakmamaktayım şu ortama. Bizim asıl heyecanımızın ve odaklandığımız noktanın Şampiyonlar Ligi olması ve oradaki olumsuz tablo elbette karamsarlığın en baş etkeni. Her şey bir penaltıya, bir direkten dönen topa bakıyor şu anki ortamda. Son 1 ayda şanssızlığın en çok yaşandığı futbol takımıyız galiba.


Fatih Terim'in de bu şanssızlığa bakış açısı benim gibi biraz. Kaleye her gelen top gol oluyor ve nasıl ve ne kadar etkili geldiğinin önemi yok. Çarpıyor giriyor, sekiyor giriyor, güzel gol atılıyor, uzaklaşmıyor vs. vs. Bir şekilde giriyor. Geçen sene bu takımın en önemli özelliği ve en çok övülen özelliği kuşkusuz savunma hattıydı ve rakip kim olursa olsun kolay net pozisyon vermemesiydi. Bu yıl bunun aksine hem kolay pozisyon veren, hem de çok fazla hata yapan bir takım oldu. Tabii Şef'in sakatlığının etkisi büyük, takımın gerideki en büyük koordinatörüymüş meğerse, Selçuk'tan da önce başlarmış takımı korumaya, savunmaya, organize etmeye. Direk etkisi mi bilmiyorum ama şu an eksikliği hissedilen yegane adam tabii ki. Gelelim bu eksikliğin giderilmesinde yapılan hamlelere.



Aslına bakarsanız eksikliğin giderilmesi için yapılan Cris hamlesi (tamamen tecrübe diye düşünmek istiyorum) tutmadı. Aslında tutmaktan çok bir anda gelip de yepyeni bir savunma kurgusunun en önemli adamı olması çok da beklenir bir şey değildi. Bu yıl bu savunma düzeninin oturmamasında sürekli stoper ikilimizin değişmesinin de etkisi büyük elbette. Uyum süreci uzadıkça uzuyor ve sorun daha da büyüyor, tamir edilemiyor. Semih ve Dany benzer nitelikte iki adam. İkisi de Ujfalusi'nin yanını toparlayacak tipte adam, toparlamaktan kasıt partneri olacak özelliklerde. Semih ve Dany'nin beraber oynaması ve bunun uyumlu bir stoper ikilisine dönüşmesi uzun zaman alacak gibi. Mevcut ortamda bu ikiliyi sezon başından beri sürekli oynatmamış olmamız uyum sürecini doğal olarak ileriye sararken aynı zamanda sezonun da en önemli kısımlarını problemlerle geçirmemize sebep oldu.

Elimizdeki kadro yapısının 4-4-2 için uygun olup olmadığı tartışılabilir bir konu ama benim asıl kafamı yorduğum şey bizim sistem değiştirmemiz ve bu kadar bozuk savunma hattını 3 stoperle tölere etmeye çalışmamız üzerine. Yani basit bir 3-5-2 sistemiyle belki de geriyi daha sağlama alabilir konuma gelebiliriz. Sağ bekimizin oyunun her iki yönünü oynayan, gidip gelebilen bir adam olması bizim için bu sistemi daha uygulanabilir kılıyor bana göre. Aynı şekilde sol kanadımızda tam anlamıyla bek görevi görebilen bir oyuncumuzun olmaması ve mecburiyetten Riera'nın oynuyor olması aslında 3-5-2'nin sol tarafında Eboue tipinde bir adama ihtiyacımız olmadığını gösteriyor. Sonuç olarak Riera'nın önde ve arkada Eboue kadar dengeli oynamasını çok beklemiyoruz ve doğal olarak o da kendi mevkisi olmaması sebebiyle bu katkıyı yeterince veremiyor.


İşin özünde 3'lü savunma hattı kurmamız ve bu savunma hattında 3 stoperle oynamamız, önlerinde orta sahanın göbeğini Hamit-Melo-Selçuk'la kurarak orayı daha kullanılabilir hale getirmemiz, Melo'nun hücuma yönelmesini daha aza indirmemiz, geriye de vereceği yardımla savunma hattındaki kalabalığın ve kapalılığın fazla olmasına da yardımı olacaktır. 3-5-2'nin en büyük özelliği hücum ederken 3-3-4 gibi bir dizilime bürünmeyi, savunma yaparken de 5-3-2 gibi dizilime bürünmeyi sağlamasıdır. Kanat adamlarının iki yönde de sağlam olması bu konuda en büyük avantaj olur -ki Eboue bu oyun düzeninde oynayabilecek bir bek. Riera için ise çözüm sol stoperin Dany olmasıyla problemi minimize etmek olabilir.

Genel olarak sistemin takıma uyacağı kanaatindeyim. Asıl sorun bu sistemin Terim tarafından denenip denenmeme ihtimali -ki gidişatın gösterdiği bu ihtimalin bizim Şampiyonlar Ligi şampiyonu olmamızdan daha zor oluşudur. 3-5-2 bana göre her geçen gün futbola iyice yerleşiyor bu dönemde. İtalya'nın Avrupa Şampiyonası'nda oynamış olması, Juventus ve Napoli gibi iki takımın -ki İtalya'nın zirvesindeler, bunu oynuyor olması bunun bir göstergesi sayılabilir.

Asıl değindiğim nokta ise bizim buna erken geçiş yapmamız ve bu sistemi oturtmamız. 3-5-2'nin daha dengeli bir taktik olabileceği kanaati bende fazlasıyla yerleşmiş durumda. Şu anki kadro yapımızın bu sisteme tamamen adapte olması zor gibi ama 4-4-2'den daha faydalı olacağını da düşünüyorum aynı zamanda.

Mevcut Elmander sakatlığında kadro olarak böyle bir şey düşünülebilir. Maç içinde oyunun gidişatına göre 4-4-2'ye dönme lüksü de var. Bu da oynanan oyuna ve sahadaki performansa göre verilebilecek bir karar olur ve alternatif olarak büyük koz olur takım için.

Galatasaray'ın en büyük problemi savunma ve bu savunma kurgusunun bu kadar bozuk olduğu ve acil olarak takımın özgüvene ihtiyacı olduğu düşünülürse Dany-Semih çiftinin uyum sağlamasını beklemek çok zaman kaybettirecektir takıma. Mevcut kadroda elinizdeki savunma oyuncularınız tam olarak istenen seviyede oynayamıyorsa o bölgeyi biraz daha kalabalık tutarak ve bu kalabalıklığı hücumdan feragat etmeden sağlayarak oynamak takıma yeni bir çehre kazandıracaktır.

Farklı bir futbol anlayışı ve sisteme artık göz kırpmamız gerekir. 3-5-2'nin yanı sıra 4-5-1 (forvet Burak) gibi bir düzen bile bu takım için savunma yönünü daha da kuvvetlendiren bir etken olacaktır.