20 Haziran 2012 Çarşamba

Gol çizgisi teknolojisi, futbolun ruhuna aykırı mı?

Küçüklüğümüzde de yapardık bu tartışmaları. Kalelerimiz taştandı. Direklerimiz yoktu. Top, taşın üzerinden mi geçti yoksa gol mu oldu? Genelde çoğunluğun sözü geçerdi ama bu işin en önemli yanı bence amatörce yapılmasıydı.

Gol çizgisi teknolojisi dün akşam oynanan İngiltere-Ukrayna maçında yapılan bir hatayla bir kez daha gündeme geldi. Sepp Blatter bugün şöyle bir demeç verdi: "Dün geceki maçtan sonra gol çizgi teknolojisi bir alternatif değil, bir gereklilik oldu."

1966 finalinde yapılan tartışmalar bugün hala süregelir. İki yıl önce Lampard'ın verilmeyen golünden o kadar da uzun bir süre geçmedi. Hataları birinin misyonuna yüklemek kolaydır. Bu, bir hakemin verdiği karardan çok insanlığın doğasında bulunan bir izdüşüm. Yakın çevreme de sürekli fısıldadığım bir cümle geliyor aklıma: İnsanlar kendi koydukları kuralları uygulayamayacak kadar aciz. Çünkü birçok kesime göre bir değişimden, bir yenilikten söz ederseniz kurallarınızı da değiştirmek zorunda kalırsınız. Ne kadar basit bir açıklamadır oysa bu.

John Terry, İngiltere-Ukrayna maçında
çizginin tamamını geçen topu içeriden çıkarıyor.
Hep ince bir değişim gelir aklıma. BBC'nin Kop tribünüyle ilgili nostaljik görüntüleri vardır; yan yana, bir koro takımını andırırcasına herkesin ezbere bildiği şarkı fısıldanırdı tribünlerde. Biletler için eziyet çekilirdi ama değerdi, üstelik şimdiki kadar pahalı değildi. Pek zorlamazdı gelirlerinizi. Şimdi ise güzel bir oturak, fiyakalı takım elbiseler ve bir pozisyonu kaçırdığınızda dahi kafanızı arkaya çevirerek koca ekranda görebileceğiniz tekrarlar... Rahatlık verici bir hadise olmasına karşın bir takıma veya bir coşkuya hitap etmekten çok 'Sana daha çok para veriyorum, benim rahatlığımı sağla" demek gibi birşey artık bu. Üstelik bu tür yenilikler sinir katsayısında da değişiklik yapar. Süper Final'de Beşiktaş-Galatasaray maçında Beşiktaş taraftarının Ligtv spikerinin golle ilgili 'ofsayt' yorumundan sonra maç boyunca gerginlik yaratması buna iyi bir örnektir. Bu iyi midir, kötü müdür, siz karar verin.

Derinliğini konusunda fikir belirtmek istediğim şey futbolun nereye doğru gittiği. Halihazırda futboldan artık pek az keyif alan ben, futbolda yenilik barındıran her türlü şeye karşıyım. Futbol bir aitlik oyunundan çok artık bir kazanç oyunu. Para için oradan oraya giden futbolcular varken bu oyunu nasıl eskisi kadar sevebilirsiniz ki? Artık bazı şeyler samimi gelmiyor.

Daha bir kaç ay önce Arsene Wenger şöyle bir demeç vermişti: "Futbol artık eğlence ve spor olmaktan çıktı; ruhu satıldı. Tamamen para kazanma sektörüne dönüştü. Bu sektörün de başında yayıncı kuruluşlar var. Her şey onların istekleri ve kazançları doğrultusunda şekilleniyor. Artık fikstürümüze bile karışamıyoruz. Tüm ayarlamalar maksimum maddi kazanç sağlama doğrultusunda yapılıyor. Bu da önemli adaletsizliklere yol açıyor. Fikrimiz bile alınmıyor. Televizyon da kesinlikle futbol için çok önemli ama şu durumda sadece yayınların çıkarları gözetiliyor."

Konu üzerine birlik sağlamak gerekirse, kimisi bu yenilikler güzel futbolun ruhuna aykırı, diyor, kimisi bunun için çok geç kalındı, diyor. Ben ilki ile birlikteyim. Bu iş video tekrarı ile halledilebilir. Kenarda görüntülerin tekrarını izleyen bir komite hakeme mikrofonla yardımcı olabilir. Bunun için derin yenilikler yapmaya gerek yok. Futbolun ruhunu satmaya da.

Hiç yorum yok: