4 Nisan 2012 Çarşamba

Topun etrafında hep bir adam fazla: Sergio Busquets'in rolü


Futbol evrensel bir oyundur. Ülkelere göre farklılıklar gösterir; detayları kendi içinde gizlidir. Ancak, incelikleri ne olursa olsun kazanmak için tek bir kurtuluş yolunuz vardır: Fikirleriniz. Rahmetli Gündüz Kılıç, Eşfak Aykaç ve geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Coşkun Özarı'nın 1962 yılında futbolu insanlara tanıtmak amaçlı yazmış olduğu "Futbol bizim dünyamız" isimli kitabında, bir sayfada Baba Gündüz oyun anlayışından şöyle bahseder: "Elinize 11 adet taş alın ve onları bir tahtanın üzerine yerleştirin. Sonra da satranç oynarmış gibi düşünmeye başlayın. Eğer rakibiniz sizi altı adamla savunuyorsa siz yedi futbolcunuzla hücum edin. Risk almaktan korkmayın. Ve topun etrafında her zaman bir oyuncu fazla bulundurun." Bir teknik adam elbette taktiğini oyuncularına göre belirler. Ancak oyuncularından da yapmasını isteyeceği şeyler olacaktır. Oyunu bölümlere ayırdığınızda en önemli mevkinin hücum ve savunma arasındaki denge olduğunu göreceksiniz. Eğer buradaki oyuncularınız işini düzgün yapmıyorsa, kazanmak için çok az şansınız var demektir. Bu nedenle bu bölgeye daha fazla yoğunlaşmanız gerekir. Oyun sıkıştığı anda size yardıma gelebilecek, topu dolaştırabilecek, savunma oyuncularını kontrol edebilecek ve yalnızca bunlarla kalmayıp topu sorunsuz biçimde hücum bölgesine aktarabilecek, ardından hücum oyuncularına boş alan yaratmak adına bir duvar görevi üstlenebilecek bir orta sahaya ihtiyacınız vardır. Bunların hepsini yerine getiren bir orta sahayı bırakın, kullandığınız iki veya üç oyuncu bu görevleri yapıyorsa ne ala! Ancak günümüzde oyun yapısı üzerine iyi futbolcular yetiştirmek adına emek harcayan kulüpler de var. Bunların başında FC Barcelona geliyor.

Yaya Toure Barcelona'ya transfer olduğunda onun bu yapı üzerinde pek çok açığı vardı. Bunların başında ise top kontrolü geliyordu. Frank Rijkaard ile başlayan bu iyileşmeler Pep Guardiola ile devasa bir noktaya ulaştı. Takımın topla oynama yüzdeleri Pep Guardiola yönetimi altında %60'ların aşağısına düşmedi. Oyunun belli bölümlerini yoğun presle geçiren takımlar görebilirsiniz ancak bu takımları dikkatli seyrettiğinizde güçlerini hızlıca harcadıklarını görürsünüz. Ardından müdafaaya geçerler ve topu beklemeye, oyunu küçültmeye başlarlar. Dün geceki Milan buna iyi bir örnek. Velhasıl Yaya Toure'nin Barcelona yapısı üzerindeki rolü ciddi boyutlara ulaşmıştı ancak Inter'e elendikleri yarı final müsabakasından sonra kendisi kulüpten ayrılmak istediğini açıklamıştı. Pep Guardiola bu mevkideki açığı büyük paralar harcayıp bir transfer yapmak yerine altyapıdan tanıdığı bir oyuncuyla geçiştirmekten yana kullandı. O futbolcu zamanında Barcelona'nın kaleciliğini yapan baba Carles Busquets'in oğlu Sergio Busquets'ti.

Barcelona'nın en önemli oyuncusu kim diye sorsanız kimisi Xavi der, kimisi Messi, kimisi de İniesta'nın adını verir. Belki Puyol gibi bir savunma oyuncusundan da bahsedebilirler. Ancak mesele çalışkanlık ise ben Sergio Busquets derim. Kendisinden öncekilere pek az benzeyen, görevi yalnızca müdafaa yapmak veya top çalmak olmayan bu orta saha bana göre işini yaparken en az bir karınca kadar çalışkan. Görevini çok iyi biliyor ve oyunu sıkıştırmaya çalışan tüm dinamitleri sahadan yok ediyor. Top çalıyor, uyumlu pas trafiğine katılıyor, oyunu genişletiyor ve savunmada arkadaşlarının yükünü hafifletiyor.



31 Mart 2012, Barcelona-Athletic maçında Barcelona'nın oyun dizilişleri


Barcelona aslında yukarıdaki dizilişsel farklılıkları sık sık deniyor. Sahaya 4-3-3 olarak yayılıyorlar fakat sonra oyunlarını oturttuktan sonra üçlü savunmaya dönüyorlar. Siyah çizgiyle yuvarlak içerisine alınan 21 numara(Abidal), 16 numara(Sergio Busquets) ve 2 numara(Dani Alves) bu değişimdeki kilit futbolcular. Burada hücum yönü kuvvetli olan Alves ileride tercih ediliyor ve Abidal stoper mevkisine daha yakın oynuyor. Saha içinde diagrama dikkat ettiğinizde ortada bulunan Sergio Busquets'in üçlü savunmanın önündeki rolü rakip ataklarının hızlı bir şekilde gerçekleşmesini engelliyor ve bu konuda rakiplerine şans tanımıyorlar. Alanı mükemmel sıkıştırıyorlar ve en kötü ihtimalle rakip atakları taçla kesiliyor. Bilbao gibi oyunun merkezine pasla inmeye çalışan takımlara karşı bunu deniyorsanız bu, risk almayı sevdiğinizi gösterir. Üçlü savunmada Busquets gibi bir oyuncunuz olmadığında bunu ne denli iyi başarabileceğiniz muamma. Keza Barcelona bunu Busquets'in sakat olduğu bir zamanda da denedi ve rakiplerinin hızlı oyuncularından bol bol tehlikeli atak yedi.

Eğer Busquets rolünden yanaysanız aynı zamanda beklerde teknik ve presi yüksek oyuncularla oynamak zorundasınız. Bu oyuncular sıkıştığı anda, topun etrafında üçüncü bir isim olarak Busquets onlarla birlikte olacaktır ve hataya şans yoktur. Oyun hızlı bir şekilde rakip sahaya aktarılır ve pas akışı sağlanır. Aşağıdaki diagramda da bu oyundaki rolü açık bir biçimde göreceksiniz.

Sergio Busquets'in Bilbao ve Milan'a karşı oyun diagramı


Marcelo Bielsa'nın Bilbao'su bu yıl Avrupa'nın en çekici futbolunu oynayan takım. Savunmadan hücuma oyunu pasla ileriye taşıyorlar ve sıkıştıklarında da başvurdukları yol bu oluyor. Müdafaada her oyuncusu mükemmel bir izafiyet gösteriyor ve rutine ayak uyduruyorlar. Üstelik bunu dengeli, bedenlerini 90 dakikaya ayak uyduracak şekilde yapıyorlar. İki maçta Busquets'in aldığı farklı roller Barcelona'nın işini kolaylaştırdı. İlk diagramda görevin daha çok savunma eğilimi üzerinde olduğunu görüyoruz. Hemen arkasında Milan diagramında ise oyunu açık görüyoruz. Biraz dikkat ettiğinizde aradaki müthiş karşı koyma sanatını göreceksiniz. Aşağıdaki video da bunu net bir biçimde kanıtlıyor. Barcelona için her iki oyun da rahat geçti. Ligde karşılaşan Barcelona ve Bilbao, Kral Kupası finali öncesi son provasını bu şekilde yaptı.


Barcelona neden mükemmel bir takım? Neden bir 4-5 yıl daha ortalığı silip süpürebilecekleri hissini veriyorlar? Bu, detaylarda gizli. Avrupanın herhangi bir takımının orta sahalarına bakın. Mesela Liverpool'un defansif orta saha oyuncusu Lucas Leiva. Müdafaa olarak kusursuz bir oyuncu, sayısız top kazanıyor. İşlerin kötü gittiği şu sıralar belki de en çok onu arıyorlar. Ancak asıl sorun bu mu? Kesinlikle değil. Lucas hücuma çok az katılan bir futbolcu ve kaptığı topları sürekli kayarak almaya çalışır. Busquets bunu farklı yoldan yapar. Bu nedenle top oyunda daha fazla kalır. İspanyol futbolu ve İngiltere futbolu arasındaki ince detayı Xavi, Sid Love'a şöyle anlatıyor: "Carragher topa bir vuruyor, tribünlerde. Ve sonra taraftar alkışlıyor. Bunları burada(İspanya'da) yapsanız sizi alkışlamazlar." İşte onları farklı yapan bu: Topu oyunda tutarak kazanıyorlar. Ve bana göre Busquets bu konuda da mevkisinin en iyisi.

Kimse Yaya Toure'nin ardından onun Barcelona takımında böyle bir rol üstlenebileceğini tahmin edemezdi. Yalnızca bir adam dışında. Neredeydi ve şimdi nerede.. Boş alana küçük bir koşu, basit bir pas, hücum ve savunmadaki denge, oyun okuma ve oyun zekasıyla hatırlayacağım birkaç oyuncudan biri olacak Sergio Busquets. Del Bosque ve Guardiola'nın söylemleri de beni destekler nitelikte: "Eğer bir futbolcu olsaydım, Sergio Busquets gibi olmak isterdim."



Hiç yorum yok: