9 Mart 2012 Cuma

Old Trafford'tan Bielsa geçti


İspanya'da sezon başında Bilbao'nun performansından memnun olmayan birçok yazar, makalesini Bielsa üzerinden kurguladı. Ancak bilindiği gibi, Bilbao takımı tamamen oranın halkı tarafından desteklenen bir takımdır ve taraftar grubu içerisinde aşırı görüş ayrılığına rastlamak pek zordur; yöneticileri, futbolcuları ve taraftarları birbirinden bağımsız hareket etmez.

Bielsa için kısa bir zaman dilimi gerekiyordu ve kulüpte özel bir teknik direktör haline gelmesi çok uzun sürmedi. Geldiğinde kulüpteki herşeyi değiştirdi. Geçtiğimiz yılda oynanan 38 karşılaşmanın kasetlerini izledi ve notlar tuttu. Pas oyununu, yüksek tempoyu ve kullandığı benzersiz dizilişini takımına oturtmaya çalıştı. İlkelerinden ödün vermedi. Yanlışlarda oyunu durdurdu ve oyuncularına doğru yolu gösterdi. Başarıyı detaylarda aradı.  Llorente bir demecinde onun için şöyle demişti: "Futbol için yaşıyor."

Maça girmeden önce kurt hoca Bielsa'nın Ferguson'dan 14 ve aynı sahada mücadele eden Iker Muniain'in, Ryan Giggs'ten 19 yaş küçük olduğunu söyleyelim. Bunca yaş farkına rağmen, Athletic Bilbao, deplasmana gelen 7000 taraftarıyla ve nefis bir oyunla Manchester'dan 3-2 galip ayrılarak tur için büyük avantaj sağlamayı başardı. Fikrimce bu kupa, bu şehre ve bu hocaya yakışır.

"Ne kadar iyi bir sezon geçiriyor olursanız olun, böyle kulüplerle karşılaştığınızda kendinizi tamamen maça vermeniz gerekir."
Marcelo Bielsa, maç öncesi basın toplantısından

Karşılaşma aslında bana San Mames'te oynanan ve 2-2 sonuçlanan Bilbao-Barcelona mücadelesini anımsattı. Manchester United gibi kaleyi ikili oyunlarla yoklayan ve oyunun merkezine inmeyi seven takımlar için Bielsa vari rakipler gayet namüsait ekipler. Bielsa, bu tip büyük rakiplere karşı nasıl oynanması gerektiğini çok iyi biliyor. Savunmada ve hücumda tüm oyuncular yüksek bir tempo ve yoğun bir baskıyla oynuyor. Bu gece Manchester'a karşı benzer bir oyun ortaya koydular ve düşündüğüm gibi bir sonuç ortaya çıktı. Faul sayıları 20 gibi abartılı bir rakam olmasına karşın, Bilbao hücumdaki oyunundan bu tip yüksek rakamlarla taviz vermeyi planlıyor. Bu sayede rakiplerine çok önemli pozisyon vermiyorlar. Kaleyi bulan şutlar 5/10 ve bulmayan şutlar 4/8 gibi deplasman takımının lehine yarı yarıya bir yüzdedeyken, son dönemde Manchester'a karşı deplasmanda oynayıp böyle bir istatistik tutturabilen bir takım olup olmadığı konusunda şüphe duyuyorum.

Bielsa oyunu izliyor
Ferguson cephesinde Şampiyonlar Ligi'nde üst tura çıkamamanın vermiş olduğu bir eziklik ve Avrupa Ligi'nde oynuyor olmanın verdiği bir rahatlık seziyorum. Bilbao ekibinin üçüncü golünde Rafael'in durgun bakışları arasında Muniain'in kaleciden dönen topu 15 metreden gelerek tamamlamasının ardından böyle bir çıkarıma ulaşabiliriz. Yine aynı ekip bir önceki turda Ajax'ı deplasmanda 2-0 mağlup etmiş fakat evinde rahat(ironik) bir oyun ortaya koyarak maçtan 2-1 mağlup ayrılmıştı.

Bu geceki oyunla ilgili Manchester'da değişikliklerin yeterli olduğunu söylemek güç. Çünkü Bilbao oyunun berabere gittiği anlarda dahi maçı lehine çevirebileceğini hissettiriyordu, her ne kadar ikinci golde yan hakemin gözünden kaçan ufak bir vücut olsa da... Manchester United rakiplerinin oyunu karşısında fakir bir oyun sergiledi. Maçın en önemli anı Bilbao'nun ikinci golü bulmasıydı. Athletic Bilbao boşlukları çok iyi kapattı ve klasik Bielsa dizilişinin arkasında hücum oyuncularını statik kullanarak oyunu önde götürdükleri bölümde tempoyu eşit seviyede tutmayı başardı.  Manchester United'a karşı üçü bularak rakiplerinin morallerini çökertseler de son gol önemli farkı ortadan kaldırdı. Yine de Bielsa'nın Bilbao'su çok önemli bir galibiyetle evinin yolunu tuttu. İkinci maçta taraftarının etkisiyle Bilbao'nun tur atlaması hiç de uzak durmuyor. Bizlere ise maçın ardından Bielsa'nın aşağıdaki demecini hafızalara kazımak düşer.

"Kazanmak ve iyi oynamak hakkında pek çok soru duydum. Benim beyanım şu yönde: İyi oynayarak kazanmak."

Hiç yorum yok: