12 Mart 2012 Pazartesi

Ceplerim yıldızlarla dolu

Bir şeyi sevmek için onun ne olduğu bilgisini zihinde hakim kılmak mı gerekir? Bu hep saçma gelmiştir. Asıl bir şeye katkısız bir sebepten ötürü sevgi duyanlar, gerçek sevenler kümesine dahildir. Küçük bir çocuğun hayata tuttuğu perspektifin binde birini yakalayan insanlar mutludur. O sırada seçim yapmak yoktur, fikirler önemli değildir, hayat bizler adına gelişmemiştir ve iyi niyet bedene hakimdir. Öyleyse nedir bizi zamanla değiştiren? Islak, temiz kokulu ve bizi bir anne şefkatiyle çevreleyen yeşil çimlere uzanıp da kendisini gökyüzünde bir yerde hayal eden bir çocuğu alaşağı eden nedir? Bir yıldızdan bir yıldıza geçemeyecek kadar küçük müdür bizim hayallerimiz? Tüm sorular bizleri yorar. Cevaplamak bizim işimiz değildir. Biz oyunu kuralına göre oynarız. Hava buhranlaşmaya başladığında, yıldızlarımızı ceplerimize doldururuz. Bazen taşarlar. Ama yakalarız. Sonra güneşin doğuşunu bekleriz. Ondan sonra tekrar bütünleşiriz. Ama bir gün, yaptıklarımızdan ödün vermediğimizde, güneşin doğuşunu hep yeniden beklediğimizde, kazanan ebediyen biz olacağız.

http://fizy.com/#s/1igxfe

Hiç yorum yok: