9 Şubat 2012 Perşembe

Capello'nun istifası ve İngiliz Milli Takımının iç yüzü


İngiliz Futbol Federasyonu, John Terry'nin kaptanlığının alınması konusunda bir hüküm giydirecekken, Capello'nun sahip olduğu 'gururlu kişi' yapısını göz ardı etti. 2008'den bu yana İngiltere'yi çalıştıran Fabio Capello'nun görevine dün itibariyle son verildi. Federasyonun tercih edeceği isimler arasında Redknapp, Hughson gibi isimlerin olduğu söyleniyor. Peki şimdi ne olacak?

Tümel bir pencereden baktığınızda bir menajer olarak İngiliz liginde ve İngiltere Milli Takımı'nda çalışmanın zor olduğunu bilirsiniz. Çünkü işiniz 'menajer' başlıklı, geniş bir yetki altında yürütülür. Bu nedenle başarısızlığı teknik adamlara meyletmek kaçınılmazdır. Bunun için yakın zamanda verebileceğimiz en iyi örneklerden biri Rafa Benitez'dir. Fikirleri son dönemde yıkıcı hamlelere meylettiğinden dolayı, belkide bir efsane olarak anılacağı kulüple yollarını ayrılmıştır. Yine devamında Roy Hodgson'un devraldığı koltuk, tarihinde çok az teknik direktör değiştirmiş olan Liverpool'da, bir yıl gibi kısa bir sürede noktalanmıştır.

''Gururlu bir adam, otoritesine darbe vurulmasını istemiyor''
Capello'nun yaşam öyküsünü kaleme alan yazar Mark Ryan'ın son olaylar hakkındaki açıklamaları

Capello'nun Federasyon'a karşı 'sert adam' imajının, özellikle son olaylardan sonra farklı boyutlara ulaşacağı kaçınılmazdı. Çünkü Capello'da alışılagelmiş bir İtalyan teknik direktör yapısı vardı: ''Eğer siz benim otoriteme darbe vurursanız ben de sizinkine vururum." Derinlere inmeden önce, son altı teknik direktör içerisinde Sven-Goran Erikkson'un ardından en iyi istatistikleri yakalayan İngiliz menajer olduğunu söylemek gerekir. İngiliz Milli Takımı'nın başında son altı menajer içerisinde, maç sayısı olarak 30'a yaklaşan son teknik direktör, Glen Hoddle idi. O ise, engelli insanlara söylediği bir söz yüzünden işinden olmuştu! Ayrıca Capello'nun, maç kazanma oranındaki başarısı, Eriksson'a oranla daha fazla. Onun altında İngiliz Milli Takımı, 42 maçta 89 gol atma başarısı gösterdi.

Barcelona'nın dünya üzerindeki baskın karakterinden önce, Avrupa kupalarında son dört takımdan en az üçünün, İngiliz liglerinden olduğunu görürdük. Çoğu zaman başarıya giden yolun nasıl olduğunu en iyi onlar göstermiştir. Fakat tüm bunlar ne kadar gösterişli olursa olsun, 66'dan bu yana, elle tutulur bir başarı sağlayamayan İngiliz Milli Takımının yüzünü aklayamıyor. Bir gelenek olarak yönetilemediğinden, İngiltere Milli Takımı, süssüz kalıyor. Kulüp bazında 4-4-2 üzerinden kanat şekillenmeleriyle başarıdan başarıya koşan çoğu İngiliz Takımı oyuncusu, Milli Takımlarda çuvalladı. Çünkü diğer Avrupalı takımlar, artık bu tür yapıları nasıl yıkacağını çözmüş durumda.

İngiltere Milli Takımı'nın klasik dizilişi ve oyuncu yapısı

Oyuncu kalitesi olarak çok üstün söyleyebileceğimiz bu yapının, herhangi bir turnuvadan başarısızlıkla dönmesi kaçınılmazdır. Şuan en iyi olarak gösterebileceğimiz Almanya, Hollanda ve İspanya'yı saydığınızda dahi İngiltere yarı finalin dışında kendisine yer buluyor. İngiltere'nin diğer takımların gerisinde kalmasının en önemli nedeni, kendisini yineleyememesi ve bir gelenek olmaktan uzak olması. Bunun için Almanya iyi bir örnek. 2008'deki turnuvada hatırlayacağımız Almanya, 2010'un Almanya'sı ve şimdiki Almanya kesinlikle bir değil. Bu bir yenileşmenin ve projeleşmenin vermiş olduğu başarı.

 "Eğer Harry Redknapp olsaydım, böyle bir işi kesinlikle kabul etmezdim. Bir teknik direktör orada maksimum 3 ya da 4 yıl kalabiliyor."
Lord Sugar, Redknapp'ın İngiltere Milli Takımının başına geçme olasılığıyla ilgili empati kuruyor

Yeni isimler arasında en çok telafuz edilen teknik direktör Tottenham menajeri Redknapp oldu. Son olarak vergi kaçırmaktan aklanan Redknapp, yine son açıklamasında "Tamamen Tottenham'a odaklanıyorum." şeklinde bir demeç verdi. Yani bu demeçten işe sıcak bakmadığını anlayabiliriz. İskoçya'dan isimler olduğu söylense de, Fergie gibi birisi gelmediği sürece İngiltere'nin turnuvadan başarısız döneceği kaçınılmazmış gibi görünüyor.

Hiç yorum yok: