7 Ekim 2011 Cuma

Sade görünümler üzerinde sade duygular

Galatasaray A2 takımı, Denizlispor'u 3-0 mağlup ettiği karşılaşmada klasik formaları sırtına geçirdi. (Florya, Galatasaray.org)

1903 yılında Notts County takımını izleyen Juventus onlardan etkilendi ve siyah beyaz renkleri aldı. 2 yıl sonra Arjantin takımlarından Independiente Nottingham Forest'ın oyununu izledikten sonra kırmızı renkleri seçmeye karar verdi. 1909 yılında kalecilerin takım arkadaşlarından farklı bir renkte giyinmeleri kararlaştırıldı. 1933 FA Cup finalini oynayan Everton ve Manchester City, futbolda ilk kez numaraları kullandı. 1973 yılında bir Alman takımı Eintracht Braunschweig, Jägermeister isimli bir markayla prosedür imzaladı ve formalarında onların isimlerini kullanmaya başladı. 1974 yılında Johan Cruijff Puma ile bireysel bir kontrat imzaladı ve onların ürünlerinden başka bir marka kullanmadı. Yine bir başka dünya starı Pele'ye başka bir krampon giymemesi için $120,000 ödendi. 1980 yılında forma üzerinde tasarımlar, gölgelendirmeler başladı ve farklı biçimler kullanıldı. 1991 FA Cup finalinde Tottenham uzun şortlarla sahaya çıktı. 2003 yılının yazında Real Madrid, Manchester United'dan transfer ettiği David Beckham'ın ismiyle yaklaşık olarak 1 milyonu aşan forma satışı gerçekleştirdi.

 Futbolu çılgınlar gibi izleyen insanlar gördüklerinde takım elbiseli adamların odak noktasında yuvarlak bir meşin oluştu. Bu endüstriye paralar yatırdılar, çılgınca rakamlar dönmeye başladı ve piyasa yıllar geçtikçe yükseldi. "İnsanlar buna bu değeri verdiğine göre, neden ben de bunu istemeyeyim?" diyerek sorgulamaya başladılar. Rasyonelleştiler. Bir fırsat olarak gördüklerinde güzel futbolu paraya çevirdiler. Teknoloji gelişti. Tribüne gitmek istemeyenler daha kaliteli yayın istediler. Daha kaliteli yayın, daha fazla para anlamına geliyordu ve bunu yapmaktan da çekinmediler. Sürekli reklam aldılar ve maç sırasında bunları yedirmeye çalıştılar. Gittiğiniz stada artık bir kurum adını ağzınıza alarak gidiyor, yolunuzu onların isimleriyle buluyorsunuz. Tribünde oturduğunuz koltuklar onların satın aldıkları alanı kapsıyor. Bunlarda yetmiyor artık sahanıza giriyorlar. Size üzerinde kendi adları yazılı ücretsiz formalar dağıtıyorlar. Sizi siz yapan değerlerden, sizi efsanelerinizden uzaklaştırıyor, kendi malı yapmaya çalışıyorlar. Artık giydiğiniz formaların kollarında, göbeğinde, sırtında, şortunun arka kısmında onların isimleri yazıyor. Hepsi kağıt üzerinde birkaç imzadan ibaret. Ve onlar maç çıkışında köftenin kokusunu sevmezler.

 Bununla uzun süre savaşan takımlar oldu ancak onlar da pes sonunda pes ettiler. İspanya'nın Bask bölgesinde, takımında yalnızca Bask futbolcuları oynatan ve 100 yılı aşkın süredir renklerini koruyarak formalarını sade bir şekilde koruyan Atletic Bilbao bunu bir misyon edinmiş, ancak 2008 yılında yine kendi bölgesi dahilinde Petronor isimle bir şirketle anlaşarak formasına reklam almıştı. Yine bir başka İspanyol kulüp olan Barcelona, nakit sıkıntısı sebebiyle yıllardır koruduğu duruşunu bozmuş ve formasına 5 yılı içeren bir sponsorluk anlaşmasıyla kendilerine rant sağlamaya çalışmıştı. İngiletere'de bunun öncüsü 1979 yılında formasına Hitachi reklamı alan Liverpool futbol kulübü oldu. Londra'da bir semtin adı olan Highbury akıllara Arsenal'i kazımıştı, şimdi onlar bir uçak filosunun isminin yazdığı stadda futbol oynuyorlar

13 Eylül 2010'da Galatasaray, Ali Sami Yen stadında Gaziantespor ile karşılaştı. Maç öncesi ısınmak için sahaya giren futbolcuların üzerinde Metin Oktay'ı anma gününe özel hazırlanan t-shirt'ler görüldü. Taraftar bunları görmekten oldukça keyif aldı. Isınmanın bitmesi ve oyuncuların formalarını giyip tekrar sahaya gelmesiyle Eski Açık tribünlerini kapsayan dev bir Metin Oktay forması açıldı. Klasik sarı ve kırmızı tonların kullanıldığı dev formada 10 numaranın altında Türk Telekom yazıyordu.

10 Şubat 2008'de oynanan Manchester derbisinden
Manchester United ve Manchester City, 10 Şubat 2008 günü oynanacak olan karşılaşmayı 6 Şubat 1958'de meydana gelen kazada hayatını kaybeden Manchester Unitedlı futbolculara ve gazetecilere adadı. Ve o günü takiben, formalarında hiçbir sponsor izi olmadan, sadece oldukları gibi görünerek oynamayı hedef kılmışlardı. Nike firması bunun dahilinde iki takıma da klasik formalar hazırladı. 10 Şubat 2008 günü oynanan bu karşılaşma, benim için futbol tarihindeki en anlamlı karşılaşmalardan biri oldu.

Stada bir futbol maçı seyretme gittiğinize göre bir futbol izleyicisisiniz. Elbette renginizi belli ederek maçlara gitmeyi yeğlersiniz. Her taraftar, tuttuğu takımın formalarını sade görmeyi, bütünüyle onları temsil etmeyi ister. Ancak günümüz futbolunun ulaştığı endüstride klasik formaların satışı dışında bu artık pek mümkün görünmüyor.

İsterdim ki her takımın taraftarı bilinen rengiyle, armasıyla içeri girsin demir parmaklıklardan. İsterdim ki o formaların arkasında x kurum değil, kendi tercih ettiğimiz; bize çocukluğumuzu yaşatan isimler yazsın. Nasıl bir kadının güzelliğini saçları temsil ediyorsa, bir futbol takımının güzelliğini de formaları temsil ediyordur. Basit görünüm aslında olduğundan çok daha güzeldir. Bugünün güzel resmi için Galatasaray'a teşekkür ederim.

Hiç yorum yok: