17 Ekim 2011 Pazartesi

Özgünlüğünü aramak, asla yanlış bir yol değildir

Johan Elmander ve arkadaşları, golü Engin Baytar ile kutluyor

Değişimi kabul etmeyen farklı bir kimyası var Galatasaray'ın. Milan Baros'un oyuna girdikten sonra attığı gol sadece bir galibiyetin golü olarak anlamdırılmayacak. Bugün Galatasaray, yokuş aşağı giderken nasıl düzlüğe çıkabileceğini tekrar hatırlattı. Yine Galatasaray, midesine saplanan ağrıları hep beraber nasıl silebileceğini gösterdi.

Derler ki bazen insanın özlediği şey sadece yüz değişimi değil. İnsanın özlediği şey alışkanlıkları... Herkesin bir stili, kendi içinde hayatı şekillendirişi vardır, insanın özü olarak da adlandırabiliriz bunu. Sabah kalkar, kahvaltımızı yapar ve spor sayfalarından gireriz gazetemizi okumaya. Kimileri haftasonunu rafa kaldırır kendini. Kimileri en çok görmek istediği kişiyi görür, kimisi ise en çok hayatı paylaşmayı sevdiği insanı... Alışkanlık olarak gördüğümüz bazı şeyleri kaybetmekten hoşlanmayız. Onlar varken herşey normaldir ama yokken birden rahatsızlık duymaya başlarız, bu genellikle homurdanma sonucunu verir dilimizde. Hayat üzerine sadece kazanmanın kurulu olduğu birşey değildir. Mükemmel bir hayatın otobüsünde yolculuk ederken dahi kaybedeceklerimiz olacak. Çünkü insan yapısı mükemmelciliği kaldıracak düzeyde olamaz. Bu bir yapı kesinlikle ve harika kurgulandığını söylemek gerekiyor. İnsanı üzen asıl şeyse, kesinlikle çaba göstermeden kaybetmektir.

 “Bilirsiniz ki her insanın ayrı bir huyu, ayrı bir karakteri olduğu gibi, her futbol takımının da kendine has bir karakteri vardır.Biz sizlere burada Galatasarayımız’ın huyunu suyunu açıkça ve iyice anlatabilirsek, onu adamakıllı tanıyıp, inşallah senelerce dost geçinirsiniz. Galatasaray bir his takımıdır. Renklerine aşık birbirlerine seven futbolcuların takımıdır. Galatasaray feragat ve fedakârlıklarla çalışacak futbolcuların takımıdır. Galatasaray şımarıkları, kendini beğenmişleri, yalnız kendini düşünenleri sevmez. Kısacası Galatasaray, bir halatı hep birlikte çekenlerin, hep birlikte üzülüp, hep beraber sevinmesini bilenlerin takımıdır.” 
Gündüz Kılıç, Galatasaray eski antrenörü
Küçüklüğümde bir Beşiktaş taraftarıyken Galatasaray bende farklı bir çağrışım uyandırırdı her zaman. Bu takımın farklı bir özgünlüğe sahip olduğunu hissediyordum. Ve o küçük çocuk her zaman Galatasaray'a saygı duydu. Ancak bu yalnızca saygıyla sınırlı kalmayıp daha ileriye gitti. Ben kesinlikle bu renklerin gururunu, bu renklerin ruhunu hissetmeyi yeğledim, küçük bir çocukken verdiğim bu kararın hayatımı nasıl değiştireceğini hiç düşünmeden bu seçimi yaptım. Kendimi kendim gibi hissetmediğim anlar da dahil olmak üzere, Galatasaraylılığımdan her zaman gurur duydum. Bu bazen kırıldı, zedelendi, ancak sahip olduğumuz geçmişimiz bu çalkantılı dönemi de anlatmasını bildi. Soyunma odasında "Gören herkes kırmızıyı görsün!" diyen kaptanı, çocuklarını bir savaşa gönderircesine "Allah yardımcınız olsun" diyen bir hocası ve kaybettiğinin ertesi haftasında çalıştığının bin katı daha fazlasını esirgemeyen bir takımı gördüğünde, bir Galatasaray taraftarı en fazla ne kadar üzülebilirdi ki? Sadece çaba göstermeden kaybetmeyi kabul eden bir takıma üzülürdü Galatasaray. Birbirine saha içinde küfür eden futbolcular gördüğünde üzülürdü Galatasaray.  Takım arkadaşı kendisine sert girdiğinde dönüp ona hunharca saldıran futbolcusuna üzülürdü Galatasaray. Sahanın içinde bir arkadaşı kavga ederken, diğeri onu görmezden gelip yürümeye başladığında üzülürdü Galatasaray. Galatasaray başarısızlığa üzülmezdi. Galatasaray 14 yıl şampiyonluğu görememişti, çok da koymazdı. Tepkiyi koyma gereği hissettiğinde, bunu yapmaktan da çekinmezdi Galatasaray.

"Oyuna sonradan girenler de dahil olmak üzere herkesin elinden geleni yapmasını istiyorum. Tıpkı bu gece Baros'un yaptığı gibi. Böyle bir takım istiyorum!"
Fatih Terim, Bursaspor maçının ardından

Bugüne geldiğimizde Galatasaray'ın eski hüviyetine yavaş yavaş kavuştuğunu söylemek yanlış olmayacak. İlk golün ardından büyük bir heves ve sevinçle birbirini kucaklayan bu takım, bir galibiyetten daha fazlasını verdi. Bir takımı ve özellikle de Galatasaray'ı; onun başarısızlığı ve başarısını tek bir algıda düşünenler öncelikle kendi başarısızlığını sorgulamaya başlasın.

Milan Baros, golün ardından takım arkadaşlarıyla
Onu yargılayın, ancak ondan asla şüphe duymayın
Milan Baros takımın zor döneminde de adından gururla bahsettirmiş bir futbolcu. Diğerlerinin ne söylediklerine bakmayın. Onlar "x" kişi de sakattı der, neden hep gündeme kendilerinin geldiğini sorgularlar. Ancak görmezler ki bahsettikleri oyuncular bu takım için örnek bir duruş sergiledi. Bu yüzdendir ki Bülent Ünder onun için "Baros bu takımın en karakterli oyuncularından biridir" diyor. Milan Baros kendisine gösterilen sevginin ve kulüpte verilen değerin bilincinde. Yapmaya çalıştığı şeyin her zaman en iyisi olduğuna şüphe gerekmeyecek. Bu yüzden onu yargılayın, eleştirin ancak asla şüphe etmeyin. Milan Baros Galatasaray tarihinin gördüğü özel futbolculardan biri, bunu tüm futbol birikimim ve kalbime dayanarak söylüyorum. Tıpkı bu gece olduğu gibi, gerektiği yerde gerekli noktaya koşuyu yapacak ve Galatasaray'ı zafere taşıyacak.

Ve son bir not, seni çok sevdim rock adamı...

3 yorum:

el fenomeno dedi ki...

eline sağlık, çok güzel yazı olmuş, insan duygulanıyo okurken

hücum futbol dedi ki...

okurken gözlerim doldu. gerçekten bir his takımıyız biz. bunu kimse anlamaz.
dün akşam arenadaydım. taraftar, takım, yönetim tek bir yürek olduk. 2. goldeki sevincimi uzun süredir yaşamamıştım.
yeter artık 10 yıllık kış uykusundan, kabuslardan uyanalım.

Adsız dedi ki...

süper yazı... eline sağlık.