10 Haziran 2011 Cuma

GSCimbom Fanzin



Bu hikâye kısa ama soluklu bir hikaye. O zamanlar buralara geleceğimi bilemezdim elbette. Hayat sürprizlerle dolu derler, öyle... GSCimbom ile bir araştırma sonucu tanıştım. O dönem forumu sadece takip ediyordum, yazmak için fazla yeltenmedim. Bir adam vardı forumda, güzel bir adam. Bilmiyorum nedendir ama hep ilgimi çekti. Farklı bir üslubu vardı orada. Üyelerle sıcak, uzun süredir samimi arkadaşlarıymış gibi konuşuyordu. Sevgili merhum Hakan ağabey... Bu sıcaklık ile ben de oraya üye oldum ve yazmaya başladım. Arada bir kaç muhabbet ettik onunla. Sonrası malum. Mekanı cennet olsun tekrardan. Bir çok hayıra vesile olduğuna inanıyorum. Galatasaray Sözlük'e onun önerisiyle üye olmuş benzer arkadaşlar da vardı...

Forumun o dönem çıkardığı küçük çaplı Fanzin'lere göz atıyordum. Başarılı işlerdi ama sınır vardı. Ben edebiyatı, okumayı, yazmayı seven bir insandım. Bir gün bu işe meraklı olduğumu keşfettim. Ahmet Çakır'a bir mail attım ve teklifimi kabul etti. Bir kaç soru sordum ve yanıtlayıp gönderdi. Foruma koydum. O dönem medya kurulu başvuru alıyordu ve ben de başvuranlardan biriydim. Yaptığım röportaj bana iyi bir referans oldu ve bu kadroya girdim. Ardından iyi bir ekip çalışmasıyla bir kaç sayı hazırladık. Bu dönemde grafikerlik ve editörlük yaptım. Bir kaç röportaja daha imza attım. Daha sonra Medya Kurulu tamamen dağıldı. Ortada bir ben kaldım. Üst yönetim ani bir kararla Medya Kurulu'nun başına beni geçirdi. Sonra dönemin sert yazarlarından Sertaç ile tanıştım. Bu adamda beni çeken bir şeyler vardı. (Ehehe) Bu işte ortağım oldu, birlikte çalışmaya başladık. İlk sayılarımızda Fanzin'in kendi çizgisi üzerinden devam ettik. Sonra bir yapı kurmaya başladık. Uzun bir yoldu. Desteğe ihtiyacım vardı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Adem hocam bir gün beni ağırladı. Ona bu işten bahsettim ve bana eksiklerimi söyledi. Özellikle işin editörlük kısmına ağırlık vermemi ve tasarım yeteneğimi geliştirmem gerektiğini söyledi. Hatta şunu hiç unutmuyorum: "Bu fakültede tasarım bilmek çok büyük bir ayrıcalık." Daha sonra yazılardaki boşluklara ve kırmızı rengin gözü çok yorduğuna dikkat çekti. (bkz. aşağıdaki resim) Bir sonraki sayıda ilk bunları değiştirdim. Bu önerilerden sonra çıkardığımız 2010 Dünya Kupası Özel Fanzin'i efsane oldu. Fanzin, yayın hayatının en yüksek hitini yakaladı.


Fanzin hazırlarken bunun aynı zamanda iyi bir arşiv olacağına inanıyorum. Her ne kadar kulüp tarihinin en kötü dönemine rast gelsek de bu böyle. Dünya Kupası sayısından sonra forumdan bir üye "Gruplarda neler olup bittiğini yazmışsınız, bunları herkes biliyor." tarzında bir eleştiri getirdi. Ben de bunu şimdi iyi hatırlayabileceğini fakat gelecekte bunları okumaya ihtiyacı olacağını söyledim. Bırakın o üyeyi, şimdi ben o sayıyı açıp okumaya can atıyorum. Çünkü aklımda kalıcı olan çok az şey oldu, Şili'nin ve Almanların mükemmel futbolu gibi! Bu iş daha ileriye gitmeli diye düşündüm. Tasarımda düzelmeler gördüm. Artık işin içerik kısmına yoğunlaşmamız gerekiyordu. Eski yazarlarımız bizimle yollarını ayırdı. Katkı verenler gerçekten çok azdı. Bireysel olarak çok fazla çaba sarfetmemiz gerekiyordu. Dönemin büyük ilgisini çeken blog yazılarına yöneldik. Başlarda böyle oldu, daha sonra direk blog yazarlarıyla temasa geçtik. Bu iş özgün olmalıydı. Yazılar bize özgün olmalıydı. Bende aynı zamanda blog tutuyordum. Bu dönemde Twitter kullandım ve futbol blogu yazan arkadaşlarla tanıştım. Allah için hepsi mükemmel adamlar. Gerçekten öyle. Yazmaya hevesli, okumaya aç ve bilgili. Medyanın önünde olmayı hepimiz seviyoruz. Daha sonra bu arkadaşlarla birlikte çalışmaya başladık ve kendi yazar kadromuzu oluşturduk. Tasarımı oturttuk, içeriği sağlamlaştırdık. 40. sayımızda Ali Sami Yen'den çektiğim fotoğrafı kapak resmi yaptık ve mükemmel bir işe imza attık. Yayından bir hafta önce Tribün Dergi'de "Ali Sami Yen Anıları" konusu açtık ve özel hikayeleri toplayarak dergiye taşıdık. Tek kelimeyle efsane bir sayı oldu. Dünya Kupası özel sayısının tam yedi katı fazlası hit almayı başardı...

İçerik konusunda farklı fikirlerimiz oldu ve bu fikirler derginin buraya gelmesine çok büyük katkı sağladı. Ben bunun tamamen bir foruma veya Galatasaray'a özgün olmasını anlayamam. Tema yine Galatasaray'dır, fakat bu dergide herkesin(her renkten taraftarın) okuyabileceği, öğrenebileceği şeyler olmalı. Bu yüzden Avrupa Futbolu, Nba, Futbol Tarihi bizim ilgi alanlarımız. Bize bu gözle bakılmasını kesinlikle anlayamam. Bu içeriği oturtmamızda Sertaç'ın sıkı duruşu çok etkili oldu. Ben Medya Kurulu'nun başına geçtikten sonra Cem'in grafikteki yaratıcılıklarını es geçmemek gerek. Harika kapaklar çıktı ortaya...

2010 yılının sonlarında GSCimbom Fanzin için Goal.com ile anlaşma yapmaya gittik. Bir mekanda oturup buluştuk ve karşılıklı olarak neler yapabileceğimizi düşündük. Adam dönüp bana "eleman açığımız var" dedi. "Yok hocam ben öğrenciyim" diyerek kibarca reddettim. Düşünün, bu iş sizi buraya getirdi.

Bazı hayal kırıklıkları oldu elbette. GSCimbom forumundan yeteri kadar iyi destek alamadım. Yani şöyle özetleyeyim, aldığımız okuyucuların %80-85'lik kısmı kendi çevremiz, blogger arkadaşlarımız ve takipçilerimizdi. Geriye kalanı ise foruma aitti. Forumlar bu tür şeylere pek değer vermedi. Bir teşekkür mesajının yanında bir eleştiri yazısı görmek isterdim ya da bir arkadaşına "al bak bunu oku, çok iyi iş çıkarıyorlar" demelerini beklerdim sosyal çevrelerinden. Ama bunu yapan çok az üye oldu...

Bazen ertesi günleri çok önemli sınavlar vardı. Ama oturup bu işle uğraşmayı sevdim. Bundan keyif aldım. Okumaktan, yazmaktan, tasarlamaktan, insanlara bir şeyler vermekten... Hala öyle. Bazı arkadaşlar itici gözle bakabilir, bu dergi forumu simgeliyor, oranın reklamını yapıyor gibi. Asla öyle düşünmeyin. Hepimizin çabası Galatasaray.

Şimdi bitmesi gereken işler var. Bunun için ayrılıyorum. Artık bir Twitter hesabım yok. Kaan, Eren, Can, Chao, Atilla abi, Muhsin abi, Ozan abi, Yiğit, kısa sürede tanıştığımız Pan Monroe, Yakup ve diğer isimlerini sayamadığım mükemmel insanlar... Hepsi gerçekten çok iyi. Takip edemeyeceğim için üzülüyorum ama blogları listemde, enselerindeyim. Tatile giren bu yaz döneminde iyi bir seçim yaparak GSCimbom Fanzin'in devam edeceğini umuyorum. Bloga vakit buldukça yazmaya devam. Hepsinin dışında bu dönemde en fazla keyif aldığım şey Sertaç ile temel fikir olarak belirlediğimiz "Amaç, her sayının bir öncekinden daha iyi olmasını sağlamak" fikri ve bunu uygulamayı başarmamız. İşte buydu...

1 yorum:

Sertaç Murat dedi ki...

Bu kadar romantik olma lan.:)Seni çeken şeyin ne olduğunu da biliyorum ben. :)