23 Haziran 2011 Perşembe

Forması şortunun içinde olan adamlar: Michel Platini

16 Kasım 1977'de Fransa, Dünya Kupası elemelerinde son maçını oynuyor ve milli takımı oluşturan 16 futbolcu Bulgaristan'a karşı Paris'in ünlü Prensler Parkı'na çıkıyordu. Fransa'nın teknik direktörü Micheal Hidalgo, finallere gidebilmek için tüm umutlarını sahaya sürdüğü Bathenay, Rocheteau, Six, Bossis, Lacombe ve Platini'ye bağlamıştı. Saatler önce stada gelerek tribünleri dolduran Fransızlar Hidalgo'nun 11'inden adeta mucize bekliyor, ne pahasına olursa olsun Fransa'nın finallere katılması için dua ediyordu. Rocheteau 38. dakikada ilk golü atıyor, Platini 62. dakikada Fransa'yı 2-0 öne geçiriyordu. Bulgarların 85. dakikadaki attıkları gole Dolger 90. dakikada cevap veriyor, Fransa maçı 3-1 kazanarak zafere ulaşıyordu. Takımın bu zaferi karşısında Hidalgo gözyaşlarını tutamıyor ve Fransa'yı yıllar sonra Dünya Kupası finallerine götüren futbolcular adeta ulusal kahraman ilan ediliyorlardı. Bathenay, Rocheteau, Six, Bossis, Lacombe ve özellikle Platini, Fransız halkının ağzından düşmüyordu. Nancy takımının yıldızı Micheal Platini bundan böyle ulusal takımın kilit adamı ve uluslararası bir yıldız olacağını anlatmak istiyordu. Bulgaristan maçı Platini'yi birdenbire üne ulaştırmış ve değerini açıkça tüm dünyaya duyurmuştu.

Ve Platini, 16 Kasım 1977 günü artık dev adımlarla dünya futbolunda yola çıktığını müjdeliyordu. Kendisinin de sürekli söylediği gibi, 16 Kasım 1977 tarihinden önce de yine Platini idi.

Michel Platini, Fransızların 10 numaralı idolü

Soru: Bir top ile ne yapardın?
Platini: "Onu hemen bir çocuğa verirdim."

Michel Platini 21 Haziran 1955'de Fransa'nın Lorena bölgesinde Josevf adlı bir kasabada, bir İtalyan göçmen ailenin torunu olarak dünyaya geldi. Anne ve babası İtalya'dan göç etmiş iki İtalyan ailenin çocuklarıydı. Michel'in büyükbabası Birinci Dünya Savaşı'ndan kısa bir süre sonra Milano yakınlarındaki Agrate Conturbia köyünden Fransa'ya göç etmişti.

"Sokaklar iyi bir futbolcu olmak için kullanılabilecek en iyi yol." 

Michel'in daha çocukluk yaşlarında en büyük tutkusu futboldu. Büyükbabasının kahvesinde yaşıtlarıyla sadece futbolu konuşuyor, uluslararası maçları taklit etmeye çalışıyordu. Bu sokak maçlarında iyi bir futbolcu olan baba Aldo Platini her zaman küçük oğlunu gözetiyordu. Büyükbaba ise torunun futbolcu değil, daha güvenli bir yol seçmesini, matematik okumasını istiyordu. Ancak Michel sokakta topun arkasından koşarken, o zamanların ünlü ismi Kopa'yı, Piantoni'yi düşledi. Kafasında sadece meşin yuvarlak ve futbol vardı.

1962'de Platini ailesi, anne, baba, Michel ve kızkardeşi Maryse, o güne kadar birlikte oturdukları büyükbabanın yanından ayrılarak Jocuf'da başka bir semte taşınıyordu. Saint Exupery Sokağı'nda ise Platini çocukluğunun en tatlı anılarını yaşayacaklardı. Mahalle arkadaşlarıyla hemen bir ekip oluşturmuşlardı. Yaz tatillerinde akşam geç saatlere kadar maç yapıp duruyorlardı.


"O günlerde çok eğleniyorduk. Arkadaşlarımızla aramızda Dünya Kupası maçları düzenliyorduk. Brezilya, İtalya ve Fransa takımları oluşturmuştuk."


11 yaşına gelen Michel, Joeuf futbol takımına giriyor ve ilk lisansını çıkarıyordu. İlk kez formayı üzerine geçirdiğinde o kadar küçük görünüyordu ki, arkadaşları ona "Joeuf'un cücesi" adını takmışlardı. Ama bu "küçüklüğüne" rağmen Michel bir üst takıma alınmıştı. Babasının öğütler ona bir güven sağlamıştı ve Michel boyuna bakmadan yaşının çok çok üzerinde bir olgunluk gösteriyordu. Küçükler takımına alınmıştı ama kısa sürede yıldızlar takımına girmeyi başarmıştı.

Her gün antrenman yapan, babasının öğütlerini dinleyen Platini, futbolu bir eğlence olarak değil, tamamen bir meslek olarak düşünüyordu.

"Ben futbolun içinde doğdum. Babam çok iyi bir oyuncuydu ve büyükbabam bir İtalyan göçmeniydi. Futbol hakkında çok hırslıydı ve bunları benimle paylaştı."

Lorena karmasına alınan Michel, o yıl Fransa'nın en iyi genç oyuncusu yarışmasına katılmak için Paris'e gitti. Ama şansı yaver gitmemişti. Kendini gösterme ateşiyle yanan Michel, bir çok futbolcu arasında dikkat çekemeden kaybolup gitmişti. Ama bu yenilgi Michel'i daha da hırslandırdı. Fransa'nın en büyük futbolcusu olma arzusuyla deliler gibi çalıştı. Ama bir süre daha kendini gösteremedi. Üstelik Lorena karmasından boyu kısa olduğu için çıkarılmıştı.


Resim: Kaptan Platini ve takımı

Bu düş kırıklığına rağmen küçük Michel, hedefine adım adım ilerledi. Joeuf'un genç takımına girmişti ve antrenörü de babası Aldo Platini idi. Henüz daha 16 yaşında olmayan Michel ve takımı Joeuf, 1971'de geleceğin profesyonellerinden oluşan Metz ile Gombardella kupasında yarı finali oynuyor ve maçı 2-1 kazanarak büyük bir sürpriz yapıyordu. 1971 Ocak'ındaki bu maçla Platini ilk kez büyük bir zaferi yaşıyor ve kendi adı ile ilk kez olarak duyuluyordu.

Michel 1971'de liseye yazılmış ancak bir kaç ay sonra okulu bırakmıştı. Futboldan bir türlü vazgeçmedi ve artık onu mesleği olarak gördü. Bir profesyonel kulübün yaz aylarında yaptığı seçmelere katılmaya karar verdi. Amacı Metz'de oynamaktı. Babasının yardımıyla Michel Platini 1972 Haziran'ında Metz seçmelerine katıldı.


"Beni Metz'e alsınlar, oraya yayan gitmeye razıyım."


Platini ve İlk İmza
Metz'in teknik yöneticilerini gösterdiği oyunla büyüleyen Platini öğleden sonra yapılan sağlık kontrolünde tüm umutlarını yitirecekti. Doktor raporunda kalp yetmezliği ve nefes kapasitesi düşük olarak yorumlanan Platini, doktora göre meslek değiştirmek zorundaydı. Ancak babası Aldo bu gelişmenin üzerine Platini'yi Nancy'nin C takımını çalıştıran arkadaşı Henri Colat'a götürdü ve oğlunu takıma alması için arkadaşını ikna etti. Michel Temmuz 1972'de ilk profesyonel kontratını Nancy ile imzaladı.

72-73 sezonunda Michel Platini, henüz 17 yaşındaydı ve ilk kez bir profesyonel takımla sahaya çıkıyordu. Nancy takımındaki ilk kez yer alışı son derece parlak oldu. Nancy'in 4-0 kazandığı bu maçta, Platini'nin 3 golü vardı ve kanıtladığı yeteneğiyle C takımdan A takıma yükseldi.

A takımıyla ilk maçta yedek soyunan Platini 5 Kasım 1972'de Strasburg'a karşı nihayet sahaya çıkacak, ama şansızlık yakasını bırakmayacaktı. Rakip oyuncu tarafından sert bir şekilde yere düşürülen küçük Platini, ayağa kalkamamış ve hastanede yapılan incelemede sol bileğinin iki yerden kırıldığını anlamıştı. Kısa bir süre sonra iyileşen Michel, 3 Mayıs 1973'de Nimes'e karşı takımında yerini alıyordu ve 13 Mayıs'ta Lione'a karşı harika bir maç çıkararak iki gol attığı gibi, iki golün de pasını veriyordu.

Platini antrenmanda frikik çalışırken

1973'de 18 yaşını dolduran Platini, Nancy'de başarı dolu bir sezonun ardından A takım kaptanlığına getirildi ve milli takıma çağrıldı. 1974-75 sezonunda Nancy B ligine düşerken Platini tekniğini iyice geliştirmiş ve takımın artık lideri olmuştu. Antrenmanlarda sürekli baraja karşı o ünlü ceza atışlarını mükemmelleştirmeye çalışıyordu. Günde yüzlerce atış yapmadan antrenmanı bırakmıyordu. Kaleye yaptığı her atış gol oluyor ve "Platini efsanesi" doğuyordu. 1975'de askere giden ordu takımında, ümit milli takımında Montreal olimpiyatları için olimpiyat takımında yer alan Platini, artık Hidalgo tarafından 27 Mart 1976'da Çekoslovakya'ya karşı A takım için düşünülüyordu. Hidalgo Platini'ye, ulusal takımda yerinin garanti olduğunu bildirecekti. Ağustos 76'da Nancy ile 3 yıllık kontrat imzalayan Michel, aynı zamanda Hidalgo'nun Dünya Kupası'na hazırladığı Fransa Milli Takımı'nın çalışmalarına katılıyor ve bu arada ligin sonunda Nancy yeniden birinci lige yükseliyordu.

"Gol atmak ve şans yaratmak tamamen futbola özgüdür. Ayrıca bu benim hayattaki felsefemdir."

Danimarka'ya karşı vasat bir oyun sergileyen Platini, 9 Ekim 1976'da Sofya'da Bulgarlara karşı fırtına estirdi. Platini bu oyunuyla yıldız olarak ortaya çıkmıştı. Tüm basın, radyo ve televizyon Platini'den söz ediyor, röportajlar yayınlıyordu. Yurt dışına transferinin o dönemler konuşması yapılmıştı. Platini bunu yalanlamış ve Nancy ile kontratı olduğunu yinelemişti. O yıl Nantes şampiyon olurken Platini'nin takımı Nancy, ligi dördüncü tamamladı.

"Çoğu zaman o topu alıyor ve kendi kendime 'o golü atarsan derste iyi not alacaksın' diyorum. Golü atıyordum ama derste iyi not pek gerçekleşmiyordu."

16 Kasım 1977'de Paris'te Bulgarlara karşı ulaşılan zaferle Fransa, Dünya Kupalarına katılma hakkı elde etti. Fransız halkı uzun sürenin ardından takımlarından övgüyle söz etmeye başladı. Bu dönemde çıkan Platini'nin yurdışı transferi dedikoduları, futbol kamuoyunun dışında polita dünyasında dahi başkaldırılamayacak gözle bakılıyordu.

1977 sonunda adım adım doruğuna yükselen Platini, Nancy'de Cristel ile evlendi. L'equipe gazetesi okuyucularının o yıl en iyi futbolcu seçtikleri Platini, France Football dergisinin açtığı Avrupa klasmanı kampanyasında da üçüncü sırayı alıyordu.

8 Şubat 1978'de Napoli'de oynanan İtalya-Fransa milli maçı Michel için ayrı bir önem arzediyordu. Maç 2-2 tamamlanmıştı ve Platini frikikten bir de gol atmıştı.


"Çok özel bir gün. Mesleğimi, ailemi ve İtalya'dan göç etmiş büyükbabamı ve hatta Agrate Contubla'daki akrabalarımı düşünüyorum."

Platini kontratını tamamladığında Nancy'den ayrılmak istediğini söylemeye başlamıştı. O dönem aylığı 6 bin frank idi. Bu ücret C liginde oynayan futbolcuların aldığı ücrete yakındı. Arjantin'deki Dünya Kupası'na giderken Liverpool'a imza attığı dedikoduları yayılıyor ama Platini sözleşmesi sona erene kadar Nancy için oynamaya devam edeceğini açıklıyordu.

Fransa'nın Arjantin'de ilk tur maçlarında elenmesinin ardından Bulgaristan maçıyla yıldızı parlayan o çocuk için tutulan alkış temposu, yerini ıslıklara bırakıyordu.

8 Ağustos 1978'de St. Etienne'de oynanan maçta Nancy takımının oyuncusu Platini kendisini göstermek için sahada yırtınıyor, bir topa yaptığı hamleyle şansızlık yaşayarak yere düşüyordu. Seyircinin ıslıklarıyla yerden kalkmaya çalışan Platini ters bir hareketle tekrar düşüyor ve sedyeyle sahayı terketmek zorunda kalıyordu. Platini'nin bacağı 3 yerinden kırılmıştı... 1978-79 sezonunu Platini olmadan tamamlayan Nancy, Platini’nin yeniden takıma dönmesi için uğraş veriyor, kendisine bir yıl için 300 milyon frank ve prim teklif ediyordu. Bu arada İtalyan İnter kulübü ile bir çok İspanyol takımı Platini için devreye girmişti. Kulüpten ayrılmayı kafasına koyan Platini o dönem Uefa vizesi alan Fransız takımı St. Etienne’i tercih etti.

Michel Platini, St. Etienne formasıyla


1980-81 sezonunda St. Etienne’e yeşil formasıyla katılan Platini, gerek milli takımın Avrupa kupası’ndan gerekse St. Etienne’in Uefa’dan elenmesinin üzüntüsünü lig şampiyonu olarak gideriyordu. Fransa Kupası'nda PSG'e karşı oynadığı maç Juventus'a transfer olmadan önceki son maçı oluyordu...

"Futbol nasıl bir arada yaşamamız gerektiğini, daha iyi olduğunda bunu nasıl paylaşmamız gerektiğini öğreten fantastik ve çok zeki bir oyun."

1981 yılında halk Fransız liglerini boykot ediyor, maçlar boş tribünler önünde oynanıyordu. Platini’li Fransa’nın Paris’te Stuttgart ile oynadığı özel maçta halk milli takımı ıslıklıyor ve Platini’nin oyundan çıkmasını istiyordu. Platini başı öne eğik bir şekilde sahayı terkediyordu. Fransa arka arkaya Belçika ve İrlanda’ya kaybederek İspanya’da yapılacak olan Dünya Kupası’na bilet alma şansını zora soktu. 18 Kasım günü Prensler Parkı’nda coşan Fransa, Platini’nin attığı frikik golüyle Hollanda’yı safdışı bırakarak Madrid yolunu açtı. Platini attığı gol ile yeniden gönülleri feth ediyordu.


Torino'ya Kaçış
1980 yazında Fransa milli takımının Juventus ile yaptığı özel maçta Platini Juventus için “Harika bir takım, onlarda oynamayı kim istemez ki?” açıklamasını yapmıştı. St. Etienne büyük bir krizin eşiğindeydi. Başkan, antrenör ve yöneticiler ile sürekli kavga ediyor ve Fransa’nın bu güzide kulübü batmaya başlıyordu. Platini’nin bu sürede mesleğini düşündüğü bir gerçekti. Bu sırada lig maçları sürüyor, Dünya Kupası hazırlıkları devam ediyordu. 28 Nisan 1982 günü Fransa’nın Paris’te Peru ile oynadığı hazırlık maçında Platini yine efsaneleşirken maçı izleyen İtalya teknik direktörü Bearzot kara kara düşünmeye başladı. 30 Nisan günü Platini, St. Etienne antrenmanında yoktu. Antrenör Herbin, "İşi olduğu gerekçesiyle gelmedi" derken Platini aslında Torino yollarını tutmaya başlamıştı...


Platini ve Agnelli aynı karede


30 Nisan sabahı Torino'da Caselle Havaalanı'na inen uçakta pilotun dışında Platini ve menajeri Genestar vardı. Havaalanı dışında bekleyen lacivert Fiat, bu iki konuğu alarak buluşma yerine götürdü. Restoranda Juventus'un başkanı Bonipertti ve genel menajer ile yemek yiyen Platini iki saat süren bir görüşme yaptı ve kulüp başkanının ofisine giderek mukaveleye imza attı. Platini Juventus'da...

"Eğer FIFA Dünya Kupası 1982-86 yılları arasında her yıl düzenlenen bir turnuva olsaydı, Fransa o turnuvayı iki ya da üç kez kazanmıştı."

Paris'te ve Torino'da çıkan haberlere kimse inanmadı. Boniek'i transfer eden Juventus'ta iki yabancı oyuncu hakkı Bradly'de idi ve herkes "bu takım Platini'yi nasıl oynatacak?" diye soruyordu. Michel'in imzası gerçekti. Bu seçim Fiat fabrikaları sahibi Agnelli tarafından yapılmıştı. Juventus Brandy'i serbest bırakıyor ve Platini'yi kadrosuna katmak için tüm hukuksal işleri yerine getiriyordu.

İspanya'da ilk maçında İngilizlere yenilen Fransa, daha sonra Platini önderliğinde harika maçlar çıkararak yarı finale kadar yükseldi. Herkes Fransa'nın final oynayacağını düşündü. Yarı finalde rakip Batı Almanya idi. Normal süresi 1-1 biten karşılaşmanın uzatmalarında Fransa 3-1 üstünlük sağlıyor fakat Batı Almanya'nın baskılarına dayanamayarak kalesinde iki gol görüyordu. Penaltıları geriden gelerek 5-4 kazanan Batı Almanya finale uzanıyor ve Fransızlara finali göstermiyordu.

Kupadan sonra yorgunluğunu Seychelles adalarında atan Platini, daha sonra Juventus formasını giymek için Torino'ya yerleşiyor ve Juventus'un imparatoru olarak futbola veda ediyordu.

Platini'nin Oyunu
Tarih boyunca iyi takımların fark yaratan bir oyuncusu oldu. Buna ülke takımları da dahildi. Hollanda'nın Cruijff'ü, Brezilya'nın Pele'si, Arjantin'in Maradona'sı, Danimakarna'nın Laudrup'u gibi... Platini de Fransa'nın kralıydı. İki ayağını da müthiş kullanabiliyordu. Harika bir pas kapasitesi vardı ve bunu oyun zekasıyla birleştirerek sayısız asist yaptı, goller attırdı. Antrenmanlarda frikik çalışarak bu özelliğiyle sayısız maç kazandırdı, sonucu belirledi. Duran toplarda bir ustaydı. Platini bununla birlikte harika bir liderdi. Küçük yaşta sokakta mahalle arkadaşlarını toplayarak takım kuran Platini bu özelliğini yıllara, yeşil çimlere taşıdı. Başlarda büyük gelen üzerindeki o forma, artık numarası büyümüş ve üzerinde Platini yazan 10 numaralı bir efsaneye dönüştü...

Platini, Pele ve Maradona ile birlikte

Hakkında Ne Dediler?

"Platini'yi marke etmeyi başardık ancak Platini'yi durdurmayı başaramadık."
Danimarka teknik direktörü Piontek, Fransa'ya 1-0 kaybettikleri maçtan sonra

"Arkadaşlarımla top oynarken her zaman Platini olmayı seçtim. Diğer idollerimi arkadaşlarım aralarında paylaşsınlar diye izin verirdim."
Zidane, Platini hakkında

"Daima Platini'ye ne düşündüğümü sentezlemeye çalıştım ve onun hakkında şöyle diyeceğim: 'Ayakları bile çok zeki'"
Michel Hidalgo, oyuncusu Platini hakkında

"Platini adını taşıyan Nouvet çorap ürettik. Bu yıl 50.000 tane satmasını umuyoruz."
Bir reklam şirketinin Platini üzerindeki fikri

"Bir şarkı satın aldım."
Gianni Agnelli, dönemin Juventus başkanı Platini'yi transfer ettikten sonra

"Platini herşeyi diğerlerinden daha hızlı görüyordu. Sanki hepsini önceden görüp buna göre plan yapıyordu. Savunmacıların bir adım ilerisindeydi. Gördüğüm en iyi futbolcu."
Dönemin futbolcusu Jean Hernandez, Platini hakkında

"O yörünge yönü olan bir moda tasarımcısı. Orta saha olarak başladı, muazzam bir forvet oldu. Frikik yeteneği sonuçları belirlemesine yardımcı oldu. Performansı ve tutumları bir sınavdı. O 19 yaşındayken Nancy'i çalıştırdım."
Di Stefano, Platini hakkında

"Michel bu yıl geçtiğimiz yıldan bin kez daha iyi. Şimdi savuramadığı kurşunları sallıyor. Savunması, mücadelesi, verdiği paslar kesinlikle harika. Onunla oynamayı seviyorum. Onu ve yaptığı herşeyi taktir ediyorum."
Jean Francois, 1980 yılında Platini hakkında

"Michel Platini gol girişimlerinde hiçbir zaman çok mutsuz değildi. Van Rijswick topu havaya vuruyordu. Hakem düdüğü çaldığında Fransa rakip kaleye 6 gol attı. Platini o geceye damgasını vurmamıştı."
Robby Langers, Platini hakkında

"Kişisel olarak Platini'yi daha önce hiç izlememiştim. En iyisini onu izledikten sonra keşfettim.
Robert Herbin, 1981 yılının Kasım ayında, Platini hakkında

"Top ile yaptıkları gördüm ve onlar inanılmazdı. Zeki, doğru ve teknik unsurları içeriyordu."
Paolo Rossi, Platini hakkında

BAŞARILARI

Uluslararası Kariyeri
Fransa: 1976 - 1987
72 maç, 41 gol
37 galibiyet; 17 beraberlik; 18 mağlubiyet

1986 FIFA World Cup™ üçüncülüğü
1982 FIFA World Cup dördüncülüğü
1984 UEFA Avrupa Şampiyonluğu

Bireysel
1984 UEFA Avrupa Şampiyonası Gol Kralı: 9 Gol

Dünya Kupası
14 maç, 5 gol
6 galbiyet; 4 beraberlik; 4 mağlubiyet

Kulüp Kariyeri1972 - 1979 Nancy
1979 - 1982 Saint-Etienne
1982 - 1987 Juventus (Italy)

Kazandıkları
Toyota Kupası: 1985
UEFA Avrupa Kupası: 1985
UEFA Kupa Galipleri Kupası: 1984
UEFA Süper Kupası: 1984
Fransa Şampiyonluğu: 1981
İtalya Şampiyonluğu: 1984, 1986
Fransa Kupası: 1978
İtalya Kupası: 1983

Bireysel
Avrupa'da Yılın Futbolcusu: 1983, 1984, 1985
Italya Gol Kralı: 1983, 1984, 1985




1 yorum:

Kaan Kavuşan dedi ki...

müthiş post ellerine sağlık.