10 Haziran 2011 Cuma

Bir efsanenin dönüşü: Claudio Andre Taffarel



GSCimbom Fanzin 45. sayısında yayınlanmıştır.

Kişiliğin kökeninde insanları birbirinden ayıran duygu, düşünce ve davranışlar vardır. Kişilik, bir insanı diğer insanlardan ayıran ve özgün kılan tüm ruhsal bütünlüktür. Futbol sadece futboldur deriz fakat sahip olunan kişilikler, saha içindeki ve dışındaki tutumlar, yaşadığınız ülke hakkında yapılan en ufak olumlu bir yorum bile sizin kişiliğinize karşı gösterilmiş bir değer olarak döner. Bunun sadece bir iş olduğunu söylemek kafalarda makineleşmiş bir düşünce yapısı yaratır. Benim de bundan pek hoşlandığım söylenemez. Onu belki de bu yüzden severiz. Bir direnişin kahramanı. Ona baktığınızda hiçte büyük bir iş başarmış gibi durmaz. Gerektiğinden fazla göz alıcılığı sevmeyen bir adamın hikayesi bu…

Claudio Andre Taffarel Brezilya futbolunun gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden biri. (Milli Takımı ile toplam 101 karşılaşmaya çıktı) Onu gelmiş geçmiş en iyi kalecilerden biri yapan sadece yeteneği değil. Taffarel için başarıdan söz ediyorsak onun karakterinden bahsetmeden yazımıza noktayı koyamayız. Başarılarla dolu kariyerinde en önemli zirve Brezilya Milli Takımı ile kazandığı Dünya Kupası ve Galatasaray ile Avrupa’yı domine etmesiydi. Taffarel aynı zamanda İtalya’da da çok iyi kariyer elde etti. Futbolu bıraktıktan sonra hoca olmak için gerekli sabrı olmadığını açıklayan Taffarel’e bir oyuncu ajansı oluşturmak için Atletico Mineiro’dan eski takım arkadaşı Paulo Roberto’dan teklif geldi. 2004 yılında Hagi’nin teklifiyle Galatasaray’da kaleci antrenörlüğü yapan Taffarel daha sonra kulüpten ayrıldı. Paulo Roberto ona yeni bir fikirle geldiğinde Taffarel bu ajansın İtalya ya da Brezilya’da kurulması gerektiğini düşündü. 2005 Nisan’ından sonra Taffarel seçimini yaparak bu fırsatı yerine getirmeye karar verdi. 3 yılın ardından Taffarel ve Roberto iyi bir yapı hazırladı. İlk meyvesi Libertadores ve FIFA Dünya Kulüpler Kupası’nda önemli işlere imza atan Fernandao oldu. Taffarel’in genç oyuncular üzerinde durduğu en önemli iki konu iyi bir insan olmak ve oyunu güzel algılamak. Onun başarısındaki anahtar kelime ise dürüstlük…

Paulo Roberto onu “İş adamı Taffarel, kaleci Taffarel ile benzer. Gerektiğinden fazla göz alıcılığı her zaman arka plana atmayı deniyor ve sadece dürüstlük ve açıklık ile işini yapmaya çalışıyor.” sözleriyle anlatıyor. 2000 finalinde bir görüntü vardı, hatırlarsınız. Henry’in uzatmalardaki kafa vuruşunu çıkarmasının ardından Taffarel’in gözlerindeki o bakış... Tüm ülke “Gözlerinden öpüyorum Taffarel” diye ağlarken o çoktan bir sonraki pozisyon için soğukkanlılığını korumuştu. Finalin ardından Kopenhag’ı Türk bayrağıyla turlayan bu kahramanın karakterine elbette hepimiz hayranız.

Şimdilerde eski hocası Fatih Terim ile çalışmak için Florya’da. Bu defa kaleci olarak değil, nasıl iyi bir kaleci ve insan olunur dersi vermek için gelecek. Kaleciliğin farklı bir pozisyon olduğunu biliyoruz. Yediğiniz hatalı bir golde arkadan gelen seslere kulaklarınızı tıkamalısınız. Bunu çıkarabilmelisiniz. Taffarel bu tecrübeyi en iyi aşılayacak kalecilerden biri. Son yıllarda kaleci denemelerinde şansız olan Galatasaray’a yeniden hayat vermek için ter dökecek...

Hiç yorum yok: