29 Mayıs 2011 Pazar

2010/11 Final: Barcelona 3-1 Manchester United



"Biz birlikte ayakta duranlardanız..."

Maçtan önce kaptanlardan taraftara:

"Buraya uzun bir yoldan geldik, bazen oldukça zor dönemler oldu. Sezon oldukça yoğundu. 1 yıl boyunca ekibimiz yetenek, olgunluk ve sorumluluk deri verdi. Şimdi size bir kez daha ihtiyacımız var. 90 dakikanın ardından gökyüzüne dokunabiliriz. Oraya şerefimizi bir kez daha yazabiliriz..."

Barcelona kaptanları: Puyol, Xavi, İniesta ve Valdes

Guardiola'nın basın toplantısında bahsettiği 2009'daki finalden daha fazla efor sarfetmeleriydi. Oyuncularına bunu anlattı ve istediğini aldı. Sahanın en çok koşanı, en çok pas yapanı ve %92 isabet bulan adamı Xavi Hernandez'di. Haftalarca Barcelona nasıl durdurulur sorularına cevaplar arandı, analizler yapıldı. Sonuç yine hüsran. Barcelona topa sahip oldu, üçgenleri kurdu ve Wembley'de bir yıkıma doğru yürüdü...



Maç başlamadan önce 11'e Puyol ismi verildi, sonra geri çekildi ve yerine Mascherano yazıldı. Bir kaç korkum vardı ama takım bu hataları örtebilirdi. Öyle de oldu... Pedro'nun golü bir kombinasyonun ürünüydü. Bir babanın elleri gibi, şefkat dolu bir pas. Pedro zekice tamamladı. Manchester United'dan daha fazlasını bekledim çünkü yaptıkları ilginçti. Sanki doğru zamanı bekliyorlardı ama yanlış bir düşünceydi. Barcelona'nın ne zaman yorulduğunu hissettiniz? Onların yorulması için önce top yorulmalıydı. Roller tam tersiydi aslında, doğru zamanı kovalayan Barcelona'ydı. İlk yarının ardından durup baktım, istatistikler gerçekten ilginçti. Sahanın en çok koşanı Xavi Hernandez. Manchester United'ın en çok pas yapan adamı Carrick. Valdes biraz zorlasa onu bile geçecek! Ortada mücadele yok, neyin savaşıydı bu? Bir ara Rooney'i dövüyordu sol cebinde gül, ağzında sakızıyla Ferguson usta...

Manchester United'ın orta sahasını senelerdir biliyoruz. Orada Scholes'dan başka üst düzey diyebileceğimiz bir oyuncu yok. Carrick, Gibson, Fletcher gibi oyuncular sade, pastanın üzerinde krem şantisi eksik olan adamlardı. Ferguson yıllarca onlardan verim almasını bildi, onlarla şampiyon da oldu, finaller yaşadı. Ama iki finale kaybetmelerinde bu unsuru göz önüne almak zorundayız. Giggs ustanın ise bu pas trafiğinde yapabileceği pek fazla şey yoktu.

Dönüp yedek kulübelerine bakıyorsunuz ve şöyle diyorsunuz "Manchester yine daha iyi..." İyi bir B ya da C planı kurulabilir. Ama Barcelona'nın yıllarca kemikleşmiş A planını nasıl yıkabilirsiniz ki?.. Barcelona senelerdir rakiplerine kendisini kabul ettiriyor. Guardiola'nın dediği gibi: "Topu al, topu tut ve şansını yarat."


Soru: Hücum futbolu nedir?

19 gol girişimine karşılık 4 gol girişimi. 7 farklı oyuncu bu gol girişiminin içinde. Aklıma 1954'de Macarların İngilizlerin karşı oynadığı ve İngilizlere toplam 30 şutun çekildiği o maç geliyor. Diyoruz ya, Wembley özel bir yer. Barcelona maç boyunca toplam 5 faul yaptı. Manchester United için bu rakam 16. Dikkat çekici noktalardan sadece biri...



Rakamlarla konuşmaya devam edelim. Barcelona oyunun 4/3'ünü temiz oynuyor. 4/1'ini ise bireysel şans yaratırken kullanıyor. Bunu sadece lüksü olan oyuncular yapıyor. Biraz Messi, biraz İniesta. Sürat, teknik ve futbol akılları bu lükse değer. Cruijff'ün takımında bu lüks Laudrup ve Stoichkov'a aitti.



Bir yanlışlık yok mu orada? Xavi, İniesta ve Busquets en çok mesafe kat eden oyuncular. Manchester'da bu Ryan Giggs olursa doğru soruyu nasıl sormalıyız? Sene içinde Manchester United'ın istediğinde baskı kuran ama bazen topu rakibe vermek isteyen yapısından bahsetmiştim. Bunun orta saha oyuncularının kalitesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Manchester'ın iyi yemeği var ama yemeği yiyecek sağlam bir masası yok...



MVP'nin dönüşü: Daha fazla şans
Barcelona'nın maç içinde en az 5 net pozisyona girdiğini söyleyebiliriz. Maçtan önce Puyol "Umarım Messi gününde olur" açıklamasını yapmıştı ve dilediği oldu. Messi yine günündeydi. Barcelona, efsanevi 5-0'lık maçtan sonra ilk kez bu kadar etkili oynadı çünkü MVP'si (Messi-Villa-Pedro) tamamen formdaydı. Bu bitirim takımı ise kesinlikle Guardiola'nın eseri. Guardiola, Pedro'yu sistemine yerleştirerek altyapıdaki oyunculara ne kadar güvendiğini gösterdi.



Sistematik bir görev adamı: Sergio Busquets
Onun 3 yıl içinde nereden nereye geldiğine bir bakın. Bir kaç antipatik hareketi olsa da Busquets her zaman hatırlayacağım sistematik bir görev adamı olacak. Barcelona pas trafiğinin sorunsuz akması için Busquets gibi pozisyon bilgisi yüksek oyunculara ihtiyacı var. Ve bunun Guardiola sayesinde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. 30 milyon €'ya Toure'yi göndererek sistemine böyle sorunsuz bir oyuncu monte etmek son yıllarda yapılan en mükemmel iş. Barcelona'nın şampiyonluk kutlamaları gecesinde Busquets kısa bir konuşma yaptı, yüzünde gizlenin bir mutsuzluk olduğu görünüyordu. Xavi mikrofonu eline aldı ve taraftarlara "Busquets" diye bağırmaları için küçük bir şov yaptı. Busquets bu maçta buna layık olduğunu gösterdi. Benim için maçın adamı da o idi...



Guardiola ve İspanyol futbol devrimi
Barcelona B takımından gelecek ve İspanyol futboluna 3 yılda 10 kupa hediye edecek bir adam o. 3 yılda 2 final. Kaybettiği yarı finali nasıl kaybettiğini unutmayacağım. Her sene sistem biraz daha yukarıya ulaştı. Guardiola her geçen yılın ardından nasıl bir psikolog, nasıl bir kazanan olduğunu gösterdi. İspanyol futbol tarihinde Villalonga, Munoz, Del bosque ve Rafa Benitez ikişer avrupa kupası kazandı. Şimdi o listede bir adam daha var, Pep Guardiola. Devrim, Johan Cruijff'ün onu kulübe önermesi kadar basitti...



Kimse kalbim kadar yüksek sesle konuşamaz
Maç sonrasında Barcelonalı oyuncuların birbirlerine nasıl sarıldığını gördük. Bu basit bir sarılma değil. Hayatında hiç çocukluk aşkıyla evlenmemiş kişiler bu duyguyu çözemeyecek. Belki ben de eksik bir şeyler bırakacağım. Bunu tamamen anlatmak imkansız. İyi bir insan olmak, rakibi ne olursa olsun alkışlamak, tribünde bilet parası ödemiş ve sizi izleyen insanlara iyi bir gösteri şovu sunmak... Bunlar zor görünen ama basit şeyler. Futbol basit ve zor olan futbolu basit oynamak, Cruijff ustanın dediği gibi. Biz, bunu bu gece bir kez daha gördük...

1 yorum:

Doğan Kelleci dedi ki...

Usta fotograflarla birlikte güzel harmanlanmış bir yazı olmuş, aklına fikrine sağlık.
Busquets konusunda % 100 katılıyorum.