10 Nisan 2011 Pazar

Farkındalık


Bir iş günü çıkışı. İşten eve gidiyorsun servisle. Oldukça kötü bir zaman. Bunaltı, sıkkınlık, boş gelme, hiçbir şey yapmama isteği fazlasıyla var. Biri gelip kolunu koparsa, umrunda olmayacak. Düşün, düşün, düşün. Çaresine bak ve bu durumdan kurtul diye düşün. Deniyorsun ve bakıyorsun, ama olmuyor. Yardım istiyorsun. Dua ediyorsun. Sonra servisten iniyorsun. Hayatın boyunca farkında olmadığın bir şeyin farkına varacağını bilmeden... Kuzenin seni çağırıyor yanına muhabbet etmek için. O engelli. Doğuştan duyamıyor ve doğal olarak konuşamıyor. El hareketleriyle anlaşıyorsun. Hayatın boyunca yanındaydı o, ama bunun farkına şimdi varıyorsun. Aslında düşünmen gereken şeyi düşünmediğini anlıyorsun. Bakıyorsun kendine, "Ben kimim yahu? Benim ne haddime bu bunaltı? Ben gerçekten bu kadar değerli değilim. Değerli olması gereken o." Aslında, sende olanlar onda olması gerekiyor. Ama o sana engelli haliyle engelsiz bir ders veriyor. Gözlerin doluyor sonra. Hayatın güzel ve anlamlı olduğunu anlıyorsun. Ve bundan sonra tüm hayatın boyunca bir kez dahi olsun sıkılırsan aklına bunu getir. Çünkü tüm insanlığın buna ihtiyacı var. Hepimizin, bunun farkında olarak yaşaması gerekiyor...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

helal sana adamsın...