3 Ekim 2010 Pazar

Futbolu bilmek için ne yapmak gerekir?

Bir insanın futbolu bilmesi için kriter nedir? Kim bunun sınırlarını çizebilir? Daha açık sorayım, "Futbolu bilmek için ne yapmak gerekir?" Cevabını ararken zorlanmamak gerekir aslında. Aramak için neden yoktur. Futbolu ilk sokakta öğrendim ben. 7-8 yaşlarındayken o zamanlar "abi maç yapalım mı?" dediğim adamlar bana anlattı ilk başta. Dediler ki bana, "3 korner 1 penaltı olur, elin avantajı olmaz " vs. vs. Kandırdılar yani bir nebze. Futbola ben böyle başladım, eminim dünyanın 4 bir yanındaki çocuklar da böyle başlar. Hatta kardeşim var şimdi bu yaşlarda. Eve gelip anlatır bana "Abi şöyle şöyle yaptım, bir gol atmışım kiiiiii...." diye. Sokakta otururken bazen önümde maç yaparlar, onları izlerken yüzümde tebessüm de olur. Bakarım "ulan biz de böyleydik" diye. Heyecanlı, her şeyi ben bilirim havasında iddialıdır o yaşta çocuk.
"Futbol bilmek için ne yapmak gerekir?" diye sormaz kendi kendine insan. Çünkü daha ufacık çocukken birşeylerin içinde başlamıştır. Aslında futbolu bilmek kolaydır; "topu alırsın, vurursun, 2 taşın arasından geçerse kazanırsın"dır futbol birçoğumuza göre. Televizyondan izleriz ya hani, Elano 50 metrelik pası cuk diye ayağa oturttuğunda sesimiz çıkmaz. Ama adam karşı karşıya arkadan şarj yerken topu 2 cm sağdan dışarı attığında ve o top kaleciyi geçerken kalecinin parmaklarını 1 cm sıyırdığında bu sefer de deriz ki; "Beceriksiz, 3 cm içeri vursan gol !" Kızarız adama, çünkü futbolu biz böyle öğreniriz en başta. Eğitimini kim verir bize? Kaç kişi anlatır sana daha çocukken? Futbol insan için bu kadardır, Türk insanı için bundan da sığdır işte. Herşeyin topu 3 cm içeri atmakta gizli olduğunu, onu becerememenin "aptallık" olduğunu düşünürüz.

Eleştiridir futbolu bildiğimizi gösteren diğer unsur da. Eleştiridir çünkü eleştirmek kadar basit bir şey yoktur. Futbol kadar basittir eleştirmek, hatta daha da basit. Yukarıda söyledim ya, bizim için eleştiri 3 cm ile 2 cm arasındaki 1 cm'lik farkı futbolcunun beceriksizliğine yıkmaktan ibarettir. Bu kadar basittir gözümüzde o 1 cm'lik fark. Bir de bunu yaparken bize sokakta "3 korner 1 penaltı" diyenlerin yanından gelmiş olarak, biz, eleştiririz. Hem de eleştirdiğimiz adama 7-8 yaşlarında 3 kornerin bir penaltı olmadığını, 3 kornerin doğru kullanılarak 3 gole çevrileceğini öğrenen adamları eleştiririz. Taça çıkan topun basit bir unsur olmadığını, taçtan gelen sağlam bir organizasyonla atılacak golü öğrenenleri eleştiririz biz.

Biz kim miyiz peki? Biz futbolun çocuklarını eleştiren dünya çocuklarıyız. Kim futbolun çocukları peki? Hâlâ öğrenen adamlar mı, yoksa öğrenme amacı güdmeden eleştiren adamlar mı? Futbolun çocukları sahadakiler, biz 7-8 yaşında çocukken onlar 30 yaşında -hâlâ- çocuk. Çünkü onlar hâlâ öğreniyor. Futbolu bilmek için ne yapmak gerekir? Futbolcu olmak mı, futbolu izlemek mi? Ya da aklı başında olmak mı? Aslında hiçbiri, bilenden öğrenmektir yapılması gereken. Koskoca yaşamını futbola adayan adamlardan öğrenmektir. Futbolcuya bir mühendis ne öğretebilir? Ya da teknik direktöre? Futbolcular bilir mi momentin ne olduğunu? Eleştirir mi peki bunun için? Rijkaard'ın hakemi eleştirdiğini gören kaç kişi var mesela? Neden eleştirmediğini düşünen ya da? Ama bunun karşılığında hakemden bozma yorumcuların onu nasıl asıp-kestiğini de biliyor mudur ki?

"Futbolu bilmek için ne yapmak gerekir?" Toprak sahada topu dışarı attıktan sonra 20 tur koşmak gerekir. Binlerce kişinin önüne çıktığında, 11 kişinin sorumluluğunu alarak 30 metreden vurmak gerekir. Futbolu bilmek için yaşamak gerekir. Rijkaard'a futbolu bilmiyor diyenler var ya hani, onlara 20 tur koşma cezası veriyorum. Koşsunlar bakalım, koskoca 20 küsür yıl koşan adamı dışarıdan eleştirdiklerinde o empatiyi yaşayabilecekler mi?

Yine de merak ediyorum. Futbolu bilmek için ne yapmak gerekir?

Hiç yorum yok: