21 Eylül 2010 Salı

"Okullar tatil"

Haftanın en dikkat çekici olay Antep'te yaşandı. Bursaspor'un Şampiyonlar Ligi macerasından sonra tekleyeceğini düşünüyordum. Özellikle 4'te 4 yaptıktan artık puan kaybının vaktinin geldiğine inancım vardı. Fakat maç ne kadar kötü de geçse Bursaspor -artık- büyük takım olduğunu bir kez daha gösterdi ve golünü attı. Golde faul var veya yok, gol veya değil. Bunlar bir kenara, bu golün mâl olduğu bir maç var ortada. Buna benzer bir olayın geçen sezon Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde yaşandığını, aynı olaya rağmen maçın oynatıldığını, bahane olarak da "Maç henüz başlamamıştı" dendiğini bir anektod olarak hatırlatayım. Futbol sahalarında zeminlerden şikayet eden bir taraftar profili mevcut bu haftalarda. Hatta öyle bir noktaya geldi ki, bu şikayet medyaya, oradan da Federasyon'a taştı ve en sonunda bu akşam duyduğum bir habere göre de yetkililer inceleyecek ve zemini bozuk stadları düzenletecek. Bizim taraftar olarak bundan şikayet etmemiz, maçın keyfini kaçırdığı, iyi futbol izleyemediğimize dayanır. Peki futbol bu kadar kötüyken -zeminlerden dolayı !- taraftar neden bu kadar iyi ?!?!

Bu sorunun cevabı aslında çok da zor değil. Hakemin çaldığı veya çalmadığı bir düdük sonrası stadda yer yerinden oynuyor ve maç tatil edilecek noktaya geliyor. Ediliyor da keza. Futbolun sahadaki yüzünden şikayet eden bir taraftarın, tribündeki yüzü olarak bunu yapmaya hakkı ne kadar var, önce bu sorunun cevabını vermeliyiz kendi kendimize. Aslında tüm bunlar olağan şeyler, tabii olaylardan sonra olan kısmı için söylüyorum. Olaylara kadar da olağan şeyler ama o olayların yaşandığı anlar tamamen facia. Futbolumuzdan böyle şeylerin ne zaman gideceğini merak ederim hep. Avrupa'daki 5-6 büyük ligden biriyiz derken acaba düşünüyor muyuz, hangi ligde sezonda 2-3 maç tatil edilme noktasına geliyor? Kaç tanesinde hakemin kafası kanıyor?

Daha geçen yıla kadar sadece Diyarbakır'ın maçlarında yaşanan olayları çıkarsak dahi, elimizde somut örnek olarak 2 ya da 3 maç gösterilebilir.

Geçen sene bir benzerinin Fenerbahçe maçında yaşandığını yukarıda yazmıştım. Maçın tatil edilmediğini, o maçın sonucunda bir tarafın Baros'tan aylarca uzak kaldığını, diğer tarafın da büyük bir düşüşe geçtiğini hatırlatmak gerek. Şimdi o maçta kural uygulansa yine aynı şeyler olacak mıydı ki? Yalçın'ın maçla ilgili bir sözüyle noktalamak gerek; "Aynı olay İstanbul'da yaşansa aynı karar alınır mıydı?"

Alınmadı be Yalçın'ım...

1 yorum:

Hakan dedi ki...

Konuyla ilgili de açıklamalar yaptığı röportajı için:

http://hagininkosani.blogspot.com/2010/09/ertugrul-saglam-soylesisi.html