17 Eylül 2010 Cuma

Maddi-Manevi mi, Beklentisizce göz yaşı dökenler mi?

Bu gözyaşlarını döktüğü günü hatırlıyorum. O sevinç anı, o mutluluğu belki de herkesin yüreğini birazcık da olsa dağladı. Mutlulukla dağladı. O, o gözyaşlarını dökerken ekranda onunla birlikte gözleri yaşaran -çok inanarak söylemesem de- nice insan vardı belki de . Gurur tablosuydu, Türkiye'nin atletizmdeki en büyük başarısıydı, benim için özellikle. Bu tarif edilemez sevinç son günlerde öyle büyük tartışma konusu oldu ki, hak vermemek elde değil. 2010 Basketbol Şampiyonası'nda milli takımımızın elde ettiği başarı sonrası takımdaki her oyuncu, teknik görevli, herkes ama herkes çok büyük meblağlarla ödüllendirildi.

Gelelim tartışmanın asıl konusuna. Nevin Yanıt, Türkiye'ye atletizmde öncü olacak başarısından sonra ona vaad edilen, daha doğrusu yönetmelikte yer alan ödülünü henüz alamamış. Basketbol Şampiyonası'nda başarılı olan milli takım oyuncuları Cumhurbaşkanı'nın elinden bizzat ödüllerini alırken fotoğraflar çekildi. Nevin Yanıt'ın başarısının bu 12 Dev Adam'dan eksik yanı var mıydı diye kendime soruyorum. Cevabı aslında çok da zor değil. İki tarafta da milli bir mesele, iki tarafta da milli bir mücadele ve sonunda kazanılmış başarılar var. Nevin Yanıt'ın alamadığı ödül ile oyuncuların "henüz" aldıkları ödül arasında dağlar kadar fark var iken, daha ellerine geçecek ödüllerinde olduğunu gözardı etmemek lazım.

Arada bu kadar -dağlar kadar- farkı oluşturacak ne var acaba? Nevin Yanıt'ın 10 saniye koşup onların 360 dakika koşması mı? Yoksa Nevin Yanıt'ın Türkiye'de çok da önemsenmeyen bir spor dalında başarılı olup, diğerlerinin televizyona pür dikkat kesilip izlenen bir spor dalında başarılı olması mı? Başka bir sorum daha var aslında. Birisinde takım finale ulaştığında sokaklara çıkıp arabalarla kornalar çalınarak dolaşılıyor olması, diğerinde şampiyonluk geldiğinde dâhi bir insan evladının o kutlama anını evinde bile yaşadığının şüphede olması mı? Nedir Nevin Yanıt'ı değersiz kılan. Ya da diğerlerini? Elvan'ı mesela. Altın madalyayı boynuna astıklarında kaç kişi merakla izledi ki?

Emek emektir, bir tarafta yapılması benim başarı kriterlerime göre daha zor olan bir başarı var, diğer tarafta yıllardır "Biz iyi takımız, daha iyisini yapabiliriz"i düşündüğümüz bir başarı var. Şimdi düşünelim, "Maddi-manevi, laylalylaalalyaylay" mı, yoksa çılgınlar gibi sevinip beklentisizce göz yaşı dökenler mi?Hangisi daha çok hakediyor ya da biri diğerinden daha azını mı hakediyor?

Hiç yorum yok: