15 Eylül 2010 Çarşamba

Kırılan sadece ayakları olmadı

Futbolun üstümüzde yarattığı en büyük etki mücadeleci ve sert bir oyun olmasıdır. Derler ya; "futbol erkek oyunudur." diye, aynen öyle. Futbolun o sert yönü bize inanılmaz keyif verebiliyor. Sert oyun, futbolun estetik yönüne kattığı bir değerdir fakat bazen öyle zamanlar oluyor ki o değer, koskoca değerlerden edebiliyor bizi. Bunun bir örneğini Manchester United-Glasgow Rangers maçında yaşadık dün gece. Valencia'nın bir pozisyonda yukarıdaki resimde görüldüğü gibi yerde kalması herkesin içini acıttı. Aslında bizim o anda yüzümüzde oluşan ifadeyi Wes Brown birebir yansıtıyor.

Futbol kimi zaman bu yamuğu yapıyor evlatlarına. Hayatına kattığı onca şeyi bir anda alabiliyor. Hem de hiç olmadık bir anda. Öyle bir besliyor ki adamı, tam doruklara ulaşma fırsatını elde etmişken bir anda bütün herşeyi tepe taklak yapabiliyor. Bunun gibi bir çok örnek oldu futbolda. Birçok yıldızı kaybettik. Ayağı kırılan bir futbolcunun sahalara geri dönmesi minimum 6 aylık bir süreci alır normal şartlarda. Eski gücünü toplaması, maç kondisyonunu kazanması vs. derken bu süreç koca bir sezona denk gelebiliyor. Genelde bu sorunu yaşayanlardan geri dönüşlerde en az eskisi kadar iyi ve güçlü dönen de çok örnek yok.

Bundan birkaç sezon önce benzer bir şey Arsenal'in eski futbolcusu Eduardo'nun başına gelmişti. Hırvat milli takımıyla yaşadığı müthiş çıkışın ardından ayağı kırılmış ve geri döndüğü günden beri eskisi kadar adından söz ettiremez olmuştu. Bu konuda diğer bir Arsenal'li genç Ramsey'in ise akıbetinin ne olacağı meçhul.

Bu konudan muzdarip birkaç isim bunlar. İlk fırsatta aklıma gelenler aslında bu isimler.Görüntülerin çok kötü olduğunu kabul ediyorum. Aslında bu isimlerin başına gelenler sonucu kırılan sadece ayakları olmadı, futbol kariyerlerinde de bir "kırılma" noktası oldu. Umarım Valencia'nın kariyerindeki bu "kırılma" noktası diğerlerininki gibi olmaz ve eskisiden daha iyi izleriz onu.

Hiç yorum yok: