5 Ağustos 2010 Perşembe

Kewell'ın dönüşü


Kewell'ı izlemek her zaman keyif vermiştir bana. Kariyeri ve tecrübesiyle sadece Galatasaray'lıların değil taraflı tarafsız herkesin hayranlık duyduğu bir isim. Galatasaray adına neleri değiştirebileceği, takıma neler getireceğini bugün bir kez daha gördük. OFK maçı Galatasaray için herkesin kafasında bir soru işaretiydi. İlk maçta alınan 2-2'lik sonuç deplasmana giderken bir dezavantaj da olsa orada turun geleceğinden herkes son derece emindi. O maçtan farklı olarak Kewell'ın ve Cana'nın ilk 11'de başlaması çok şeyi değiştirdiği aşikâr. Özellikle bu maçta defansif anlamda geriyi sağlam tutmak zorunda olan taraf Galatasaray'dı. Çünkü rakibin skoru muhafaza etme ve kontra atağa yönelik oyun sergilemesi muhtemeldi -ki öyle de oldu zaten. Bunu da göz önünde bulundurunca ilerideki 3'lünün bireysel yeteneklerini ön plana çıkarmaları maçın skorunu Galatasaray lehine çevirebilecek en önemli faktördü. Bu anlamda Arda'dan beklenti büyükken ilk yarıda beklediğimiz oyunu oynayamadı ve bir de net pozisyon kaçırdı.

Serdar ve Arda gibi kanatlardaki bireysel yetenekli oyuncular yeterli olmayınca Kewell'ın tecrübesi ve oyun zekasının ön plana çıkması kaçınılmaz oldu. Onun Galatasaray'a en büyük kazancı takımın oyun zekası sınırını yukarıya çekmek oldu her zaman. İlk goldeki klas ama bir o kadar da basit dokunuşu, beklemeden araya çapraz koşusu ve ileride sürekli oyunu yönlendiren, forvet olarak arkadaşlarına pozisyon hazırlayan görüntüsüyle maçın en iyisiydi denilebilir. 2-0'ı yakalayan Galatasaray'ın yine şaşırtıcı şekilde oyundan düşüşü ve o kabustan uyandıran hareketi yine Kewell'ın yapması da ona bir minnet daha duymamız için başlıca sebep. Penaltının mimarı oydu, hakettiği golü de attı.

Maçın diğer isimler için sıradan bir maç havasında geçtiği söylenebilir. Aykut'un yediği golde hatası olduğunu düşündüğüm kadar yaptığı kurtarışların da harika olduğunu düşünüyorum. İnanılmaz toplar çıkardı ve belki de o kabusta bizi ayakta tutan isimdi. Pino'nun her geçen gün takıma ısınması, Cana'nın iyiden iyiye fizik gücünün yükselmesi beni maça dair memnun bırakan diğer şeylerdi.


Birkaç cümle de Pino adına söylemek istiyorum.Pino'yu çok tanımayan ben için, Prekazi'nin Pino yorumu çok büyük değer taşıyordu. Onun için "müthiş bir futbolcu" demesi kafamda Pino'yu bir anda yıldız yaptı adeta. Arda'ya verdiği gol pası ise müthişti. Top tekniği, hızı onda gördüğüm artı yönlerdi önceki maçta. Top kontrolü konusunda hala çok çok iyi olduğunu düşünmesemde attığı paslar ve oyunun içinde olması bana ümit veren diğer özellikleri oldu. Pino benim için muamma bir isimdi ama gittikçe kafamda oyun karakteri şekillenmekte ve bu transfere duyduğum memnuniyetim de artmakta.

Kewell'ın dönüşü, Pino'nun takıma adaptasyonu ve Mehmet Batdal'ın goldeki dokunuşu benim aklımda en çok kalan detaylardı. Galatasaray artık play-off rakibini beklerken bir yandan da transferleri beklemeye başladı.

1 yorum:

Rolmin Maminov dedi ki...

Ben bu maçta takımın uzun pas saçmalığını anlamadım. Fakat bazen böyle enteresan maçlar olabiliyor. Maçın ilk 5 dakikasında uzun toplarla Arda ve Serdar gol pozisyonuna girdi. Skor güzel ama oyun tatmin edici değil. Zaten takıma katılacak yeni oyuncularla daha iyi seviyeye takımın daha iyi seviyeye ulaşacağına inanıyorum.