11 Ağustos 2010 Çarşamba

Aynı kasabanın çocukları, farklı sevdalar


Genellemelerin basitleştirdiği hayatlar,büyük farklılıklar yaratamasada bazen yüzeysel bakmakta iyidir olaylara,aşırıya kaçmadan.Paradoksların içinde kaybolmakta bir hayat çeşididir belki...

İki çocuk düşünün aynı kasaba da doğdular.Aynı kasaba diyorum ama belki aynı şehir,belki de aynı semt.Aynı suyu içtiler,hemen hemen aynı yemekleri sevdiler.Yavaş yavaş beraber büyüdüler.Birisi sadece diğerinden iki yaş daha büyüktü.Sonra birbirine yakın zamanlarda sokaklara indiler.Beraber oynadılar,birbirleriyle oynadılar.Aynı topa vurdular çoğu zaman,bazen aynı safta yer alıp beraber paylaştılar hüznü-mutluluğu,bazen karşı saflardaydılar,biri üzülürken diğeri ağladı.O günlerde belki de hemen hemen aynı şeyleri yaşayan iki çocuğu bir renk farkı birilerinden ayırdı.Birisi Sarı'nın yanına Kırmızı'yı koydu,diğeri Lacivert'i.Sevdalarının eksenleri tek renk farkla,apayrı yollara dağıldılar.İlerde üzüntülerini,sevinçlerini ayıracak uzun bilinmeyenlerle dolu ayrı iki yol.

Okula başlama zamanları gelene kadar hiç ayrılmadı bu iki çocuk.Hiç ayrılcaklarını ummadılar,akıllarından asla geçmezdi ayrılmak.Gittikleri yerde renklerin bir çok şeyin önüne geçebileceğini düşünemediler.Zamanla birbirlerine itiraf edemediler ama biri Kırmızlarla,diğeri ise Lacivertlerle daha çok vakit geçirmeye başladı.Belli konularda görüşleri ayrılsalarda yine beraber oynamaya devam etti bu iki çocuk.Ama her geçen yıl eskiden uzaklaştıklarını düşündüler,eskiyi özlediler.Zamanın akışında buldular kendilerini sadece,belkide koskoca bir selde ufacık birer su zerresi oldular.

Okullar bitti,sıra iş bulmaya para kazanmaya geldi.Evet bağlar hiç kopmadı, kopamazdı,onlar beraber büyüdüler çünkü,çok şey paylaştılar.Zaman zaman atıştılar,zaman zaman kavga ettiler ama hiç uzun sürmedi,sarıldılar en mutsuz anlarında birbirlerine, yine beraber oldular.Kendilerini hayatın içinde buldular biraz daha sonra nedensiz.Dedik ya iş parayı,para gücü,güç rekabeti oluşturdu.Rakip oldular birirlerine.Yapmadıklarını yaptılar belki,doğrularını ayırdılar kendilerinden emin.İkisi ayrı birer taraf oldu.Ayrı taraftarları oldu.Büyüdüler bu süreç içerisinde,hiç yerinde saymadılar ki zaten.Ama kavgaların etkileri arttı,barışmalar gecikti yada olmadı,söylenenler kaldıramayacak boyutlara ulaştı.

Evet aynı kasabada büyüdü bu iki çocuk aynı suyu içtiler,hemen hemen aynı yemeği yediler,aynı doğruları sahiplendiler,aynı okullara gittiler.Ama hergün karakterlerine katılanlar farklı oldu,gelenekleri farklı oldu,çocukça düşünceler yerini idealistliklere bıraktığında kendi doğruları ağır bastı.Kısaca yollar büyük oranda ayrıldı.

Peki neydi onları ayıranlar?

-Birisi gücün paradan geldiğine inandı,diğeri birlik-beraberlik ve geleneklere.
-Birisi görecelide olsa hissi değerlerini kaybetti,diğeri aksine daha çok bağlandı.
-Birisi zaman zaman diğerinin yoluna taş koydu,diğeri anlam veremedi kardeşi gibi büyüdüğü çocuğa.
-Birisi kendisini yalnızlığa itti,diğeri sevdikleriyle beraber yaşıyor.
-Birisi hırslarına yenik düşüp yolundan saptı,diğeri düşsede kalksada doğrularıyla, doğrularla ilerliyor.
-Birisi hiçbir zaman objektif olamadı,diğeri taraf olmasına rağmen vicdanında ki doğrulara söz geçiremedi çoğu zaman.
-Birisi hakareti,küçük-hor görmeyi olağan saydı,diğeri olabildiğince seviyesini korumayı başardı.
-Birisi Sarı'nın yanına Lacivert'i koydu,diğeri Kırmızı'yı.

Kan bağları yok ama kardeş dediler, bir zamanlar birbirlerine.Tarafsız yazmak benim gibi taraf olan ellerede bir nebze zor geldi ama dediğim gibi bazen içinizden geldiği gibi yapmalı,mutlu olacaksanız genellemelerle anı geçiştirmelisiniz.

Elbette ki her topluluk kendi bireyleri arasında farklılıklar gösterir ama genel değer ve vurgular benim gördüğüm ölçüde bunlar oldu.Herşeye tarafım adına verecek bir cevabım olduğunu belirtir,karşı tarafında kendine göre haklı olacağı yanlar oluşabileceğini belirtmek isterim.

Not: Yazı için dostum Ege Kılıç'a teşekkürlerimi sunarım.

1 yorum:

fernan dedi ki...

Teşekkürler harika bir yazı olmuş!