13 Temmuz 2010 Salı

Kupanın en değerli 11'leri; Altın Kadro

Dünya Kupası'ndan sonra herkeste bir kadro yapma telaşı varken bir(kaç) kadroda ben yapmak istedim. İlk olarak en iyileri sahaya sürmekte fayda var.

Iker Casillas: Finale gelene kadar milyon kere Neuer'i yazardım buraya. Ama finaldeki o iki kritik kurtarışı kupayı getirdi İspanya'ya. Şans falan diyorlar da o açıları öyle bi kapattı ki Robben bile heyecan yaptı. Uzaktan gelen bir kaç etkili şutu da çıkardı net bir şekilde. Sevgilisi konsantresini bozuyor dediler belki ama, ilk maçta yediği gol tamamen talihsizlikti. Toplam iki gol yiyen bir kaleci ve yediği iki golü de incelediğimde Casillas'a hata bulamıyorum. Turnuvanın tartışmasız en iyi kalecisiydi ve altın eldivenin sahibi oldu.

Sergio Ramos: İspanya'yla gidiyoruz ama nasıl yazılmaz ki bu adam. Turnuvanın en çok hücuma çıkan sağ bekiymiş istatistiklere göre. Ben bir Maicon hayranıyımdır sağ bekte. Ama Ramos bu turnuvada adeta zirve yaptı. İleriye çıkıyor, bindiriyor, çalım atıyor, şut çekiyor vs. Ne ararsanız var bu adamda. Hırsı ve mücadelesi de müthiş. Finaldeki bindirmeleri göz doldurdu. Turnuvanın en iyi sağ beki olduğuna şüphe yok.

Diego Lugano: Aslına bakarsanız başlığı atıp altına "İspanya ilk 11'i" yazıp geçmek gerek ama bazı isimlere de hakkını vermek lazım. Kabul edelim ki İspanya'nın kadrosundaki hemen hemen her isim turnuvanın en iyileri arasındaydı ama Lugano'nun oynadığı takımın seviyesi ve o takımın kaptanı olması ona biraz avantaj sağladı bu listede. Kaptanlığını yaptığı takım dünya 4.'sü ve savunmadaki liderliği, hırsı, mücadelesi ve takıma verdiği moral motivasyon eminim ki tüm Uruguaylı futbolculara örnek olmuştur. Tartışmasız en iyi performanslardan biriydi stoperde.


Carles Puyol: "Kaptan"ı yazmadan olmazdı. O herkes için farklı bir adam İspanya'da. Sevmeyen, onu beğenmeyen bir Madrid taraftarı dahi bulamayabilirsiniz. Hırsı ve mücadelesi inanılmaz, asla pes etmiyor. Yaşına rağmen temposu inanılmazdı. Kupayı onun kadar isteyen yoktur herhalde bu İspanya kadrosunda. Es geçilemez bir adam ve es geçmiyorum da onu. İspanya'nın can damarı turnuvanın en iyi stoper performansını gösterdi.

Giovanni Van Bronckhorst: Yine bir kaptanı yazma ihtiyacı duydum buraya. Takımlarının liderleri ne kadar da önemli unsur olduklarını gösterdiler adeta. Sol kanatta bu denli tecrübeli ve müthiş bir sol ayağa sahip futbolcunuz bulunması, o kanatın trafiğe kapalı olduğu konusunda size garanti verebilir. Uruguay maçında attığı gol de onun en güzel vedasıydı. Gol olduğu anda gözümün önüne Hagi geldi, müthişti.

Thomas Müller: Sistemi işleten adam deyip durdum en baştan beri. Bir maç oynamadı Almanya'nın tüm hücum fonksiyonları iptal oldu adeta. 5 gol 3 asistlik bir performans ve bu adam sağ kanatta oynuyor. Yapılamayacak bir şey değil ama 7 maçlık bir periyotun 6 maçında oynayarak bunu sergiliyor olması müthiş bir başarı. Geleceğinin parlak olduğunu en iyi kanıtlayan adamdı.

Bastian Schweinsteiger: Belki hiç alışık olmadığı bir yerde oynadı ama teknik kapasitesi ve futbol zekasıyla hakkını fazlasıyla verdi o mevkinin. Rakiplerine adım attırmayan, takımını hücuma çıkaran adamdı. Gönül isterdi ki buraya Mesut'u yazalım bu cümleyi kullanarak ama bu işi Bastian daha iyi yaptı. Turnuvanın ön plana çıkan adamlarının başında geliyor.

Xavi Hernandez: Üstada söylenecek ne var ki? Ne diyebilirim, anlatılamaz bir adam. Herkes neler yaptığını ve neler yapabildiğini, takımdaki konumunun ne olduğunu çok net görüyor. Onsuz İspanya mı? Düşünmek bile istemiyorum.

Dirk Kuyt: Bu adamı pek beğenmem aslında, çok müthiş işler yapıp gol kralı da olmadı. Ama altın çocuğu altın kadroda göstermek benim için bir görev. Müthiş bir mücadele ve büyük bir özveriyle görevi yerine getirme çabası. Takım olabilme olgusunda yer alabilecek yegane adamlardan. Ondan sadece bekleneni yapmıyor, fazlasını da ortaya koymaya çalışıyor. Liverpool ve Hollanda'nın vazgeçilmezi olması da bundan kaynaklanıyor. Her ne kadar istatistiksel olarak müthiş verileri olmasa da 30 maçın üstünde üst üste milli takımda çıkıyor olması tam bir istikrar abidesi olduğunun kanıtı ve bu da benim için her türlü istatistikten daha önemli.

Wesley Sneijder: Geçenlerde yazmıştım, yeni adıyla yılın en iyisine verilen Ballon d'Ors ödülü için en büyük adayım. Koca bir sezon İnter'de yaptıklarından ve o yorgunluktan sonra gelip bir de takımın en golcü oyuncu olması gözardı edilemez bir başarıydı. Hollanda'nın en önemli ismi olduğu kesin. Robben'leri var ama Sneijder'leri çok başka bir öneme sahip.

Diego Forlan: Bir futbolcu düşünün, kariyerinin son Dünya Kupası'nı oynuyor olsun, oynadığı takımın en önemli ve dünya çapında tek yıldızı sayılabilecek bir oyuncu olsun. Takımı için hiç yapmadığı işler yapsın; her duran topun, kornerden tutun orta sahadaki frikiklere kadar, başına geçsin ve orta sahada forvetin arkasındaki adam rolünde oynasın. Oyunu kuran, yönlendiren adam görevine bürünsün. Forlan bütün bunları mükemmel yaptı ve kariyerindeki en farklı rolündeki en farklı performansını sergiledi. Almanya karşısındaki son dakikada attığı frikik de girseydi büyük bir kahraman olabilirdi.

Altın 11'im böyle, farklı ama olağanüstü bir kadro. Verseler keşke benim elime.:)


Hiç yorum yok: