19 Temmuz 2010 Pazartesi

Cehennem'den Cennet'e


Stadın bu denli büyüdüğünü görünce ASY'nin eski anılarını tazelemek geldi içimden. Onca başarı, şampiyonluklar, zaferler her şey kutlandı, yaşandı orada. Türkiye'ye getirilen ilk Avrupa Kupaları'na giden yolda zaferler kazanıldı. Efsaneler geldi geçti oradan, Hagi, Popescu, Hakan Şükür, Prekazi, Taffarel, Bülent Korkmaz ve daha niceleri. ASY'de bir maç izleme keyfini yaşayamadım hiç, içimde kalan en büyük uktedir bu. Bakalım belki bu sezon gitme fırsatım olur -ki çok istiyorum. Oranın atmosferini, havasını soluma keyfi başka olsa gerek.

Her neyse; bu kadar duygusallık yeter. Biraz da yeni mabede bakmak lazım, yeni efsanelerin doğacağı, boy göstereceği mabede. Neredeyse bitti artık, ne kaldı geriye.O dev arenanın çimlerine basmamıza topu topu 5 ay kaldı. Oradaki ilk şampiyonluğumuzu kutlayacağız belki de bu sezon, belki de -zor ama dilek işte- ilk sezonunda oraya 3 kupa birden indireceğiz. Zaman kısaldıkça, heyecanım da artıyor. Stadın şu halini bile görünce bir an önce o stadda futbol topunun hareketini görmeyi diliyorum.

Demiştim ya; ASY'de maç izleme zevkine henüz erişemedim diye. Önümde de topu topu 10-15 maç bir şey kaldı. Bu maçlardan birinde fırsatı bulmayı umuyorum ama benim asıl hayalim Arena'nın müdavimi olmak. O 50 binlik devasa kutuda yer alabilmek, bir şampiyonluğu orada kutlayabilmek. Zaman daralıyor ya, ASY'ye veda etmenin burukluğu ayrı, TT Arena'nın sevinci ayrı yaşanıyor insanın içinde. ASY'ye cehennem derdik, ona veda zamanı yaklaşıyor. Yeni stadımız da bitince cennet gibi olacak, cehennemden cennete geçişi iple çekiyorum desem yeridir.

Hiç yorum yok: