16 Temmuz 2010 Cuma

Barcelona'nın yeni transferi Adriano Correia



Elinizde lezzetli bir yemek vardır, o yemeğin lezzetini daha da leziz yapmak için belli seçenekleriniz vardır. Tuz eklemek, biber eklemek vs. Aşırıya kaçarsanız yemeğin lezzeti de gider. Barcelona'nın seyircilere, taraftarlarına sunduğu menü mükemmel. O menüdeki yemekler şahane, sabit bir lezzeti tutturmuşlar. Artık farklılık aramak ve lezzeti arttırma amacına giriştiler. David Villa transferi böyle bir transferdi. Takımın gücüne güç, seyir zevkine zevk katacak bir transfer oldu. Ibra'da aradığını bulamadığı belli Guardiola'nın ve asıl doğru transferi bu sezon yaptı.

Buraya kadar herşey güzel, elinizdeki yemeğin lezzeti daha güzel oldu. Bu noktadan sonra tuza, bibere ihtiyaç var mıydı, bence hayır. Bu Adriano transferini ise ben aşırıya kaçırmak olarak görüyorum. Kalitesinden şüphem olmayan bir isim. Henüz 26 yaşında ve sol kulvarda hem bek olarak hem açık olarak oynayabiliyor. Sisteme uygun mu, acaba çok mu ihtiyaç vardı diye düşünmüyor değilim. Barcelano elindeki malzemeden çok memnun muhakkak fakat belli bir döngüyü kurmayı da amaçlıyor. Bu transferin ihtiyaçtan öte ben böyle bir amaçla yapıldığı düşüncesindeyim. Takıma her geçen gün güç katmak fakat bunu uzun vadede planlamak gibi birşey. Sol bekleriniz ve sol açıklarınız liginizin en kaliteli isimleriyse, (aynı şeyi Avrupa için de söyleyebilirim, en azından en iyileri arasında) bu yapılan transferin tek mantığını rotasyon olarak görmek lazım. Genelde çok fazla sakatlık sorunu yaşamayan bir takım Barcelona ve Adriano'ya şans gelme ihtimali de bu yüzden biraz düşüyor.
İşin özünde Barcelona'nın yaptığı bu transfer güce güç katmaktan öte, gücün dengesini ve sürekliliğini sağlamak olarak yorumlanabilir. Yemeğin lezzeti kaçmadığı sürece de benim için problem yok. Barcelona umarım kadroyu çok şişiren bir takıma dönüşmez bu yeni başkanlarıyla.

Hiç yorum yok: